8 Şubat 2013 Cuma

Okuduklarım #1: Dokuzuncu Hariciye Koğuşu - Peyami Safa

Evet, uzun süren bir blog oluşturma isteğinden sonra en nihayetinde gerçek anlamda bu isteğimin kıvamına gelmiş olmasından dolayı bu blogla karşınıza çıkmaya hazırım! Uzun bir cümleyle başladım ama şimdilik bölye :)

Kısaca bir tanıtımdan sonra, Dokuzuncu Hariciye Koğuşu'ndan bahsedeceğim.

Kitaplara ve onlara dair herşeye aşığım diyebilirim. Okumak, yazmak, düşünmek beni gerçek anlamda mutlu ediyor. Ancak etrafımda bunları paylaşabileceğim çok fazla insan yok. Ben de "Kiminle paylaşabilirim?" soruma böylece bir yanıt aramaya çalışacağım blogumda. Çünkü okurken doğan düşünceler önemlidir, bu düşünceleri paylaşmak ve yeni ve lezzetli başka düşüncelere ulaşmak daha da önemlidir. Naçizane fikirlerimi okuyup değerlendirirseniz çok sevinirim :) Ha, "Kimdir bu Kitapçı Kedisi?" diye merak ederseniz, zaten ileriki yazılarımda kendimden daha fazla bahsederek size yardımcı olmaya çalışırım. Öteki türkü "falanca filan, şu yaştayım, burada oturuyorum, başarılar" cinsi bir tanıştırmaya girişmek istemedim :)

Gelelim "Dokuzuncu Hariciye Koğuşu"na. Benim elimdeki baskı Ötüken Yayınları'na ait. 114 sayfa.



Peyami Safa ile geç tanıştım. İki hafa önce "Fatih-Harbiye" isimli o meşhur romanını okuduktan sonra, yeni kitap sipariş ederken "Bu sefer de Dokuzuncu Hariciye'yi sipariş edeyim" dedim kendime. Çünkü bir yazarı okudukça, her ay onun bir eserini okumaya devam etme ve basılmış eserlerini tamamlama gibi bir alışkanlık meydana geldi bende. Bu kitap da alışkanlığımın bir sonucu olarak kütüphaneme eklendi.

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, isminden de anlaşılacağı gibi hasta ve hastalık psikolojisi üzerine örülmüş bir roman. Henüz çocuk sayılabilecek bir gencin, aşka ve hastalığa dair ızdırabını; hatta aşkla ızdırabı birbirine nasıl sıkı sıkıya örüntülediğini anlatıyor. Dili Peyami Safa'nın kullandığı kalemden, yani sadeleştirme yoluna gidilmemiş. Ancak kitabın arkasında bizim aşina olmadığımız kelimeler için minik bir sözlük eklemek ihmal edilmemiş.

Anlatımı ise tamamen beni içine çekti diyebilirim. Serviste işe giderken sabah vakitleri ve işten dönerkenki o akşam vakitlerinde karamsarlık duygularımla okuduğumdan mıdır bilmem ama ciddi anlamda kendimi karaktere adapte ettim. Hatta bazı yerlerde içimin fazlaca daraldığı doğrudur :) Kendime diyorum, iyi ki kısacık bir roman, daha uzun sürse kimbilir ne yapardım? :)

İzlenimlerim şimdilik bu kadar. Not edecek bir cümle bulamadığım, hiçbir satırın altını çizemediğim için maalesef onları ekleyemeyeceğim, bir sonraki tanıtımda umarım altını çizdiğim cümlelerle de ayrıca renklendiririm yazımı.

Güneşli bir Ankara öğlesinden hepinize sevgiler...


9 yorum:

  1. Bende kitap okumayı ve kitapları çok sevdiğim için sayfanızı izlemeye aldım.. Beni de eklerseniz sevinirim.. :)
    http://carpediem35lin.blogspot.com/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler, ben de izliyorum blogunuzu. Herşey destekle güzel :) sevgiler :)

      Sil
  2. o zaman hoş geldin blog dünyasına diyelim tekrar, kitapsevenleri bizler de severiz , umarım uzun soluklu paylaşımlarımız olsun, peyami Safa güzel yerli klasikler arasında saydığım yazarlardan , çok çok severim:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoş bulduk, yorumun için çok teşekkürler :) ben de bu sefer paylaşımları bırakmama çabasında olacağım :) Peyami Safa'dan bir kitap daha okumayı planlıyorum ama onu da mart ayına bırakacağım sanırım, bakalım kısmet :)

      Sil
  3. Hoş geldin demek için geçmi kaldım bilemedim :)
    Takibindeyim, çünkü kitapları çok severim,Dokuzuncu hariciye koğuşu gayet güzeldi, severek okudum,
    Bana da beklerim,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayır niçin geç kalmış olasın? Hoşgeldin :) İade-i ziyarete geliyorum :)

      Sil
  4. Bu tarz insanın psikolojisini etkileyen kitapları hep sevmişimdir.Bu kitabı beğenerek okumuştum.Hasta bir gencin drama etkiliyor insanı.Hoşgeldin bu arada:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoşbulduk :) Evet hasta gencin dramı beni büyük ölçüde etkiledi, özellikle hastane sahneleri öyle gerçekçiydi ki, gitmiş kadar oldum. :(

      Sil
  5. Kitapdan bir alıntı yapmak isterim.
    Istırabın derinlerine indikçe sevincimizi kaybetmek korkusu kalmadığı için, yeni bir sevinç başlıyor: ıstırabın ilacı ıstıraptır. ikisinin toptan sonucu: sevinç.

    YanıtlaSil