11 Kasım 2013 Pazartesi

Okuduklarım #50: Beyoğlu'nun En Güzel Abisi - Ahmet Ümit

Selamlar!

Uzun süredir yine blogu boşladığımın farkındayım, tanıtmam gereken çok çok önemli bir kitabı (Yüzbaşı Corelli'nin Mandolini) da tanıtmadığımın farkındayım, ama yakın zamanda telafi edeceğimi umuyorum. Günler büyük bir hızla geçiyor ve ben, hastamızla ilgilenmekten, ders çalışmaktan, kitap okumaktan daha fazlasını yapmak istiyorum. Zamanı etkili kullanmalı ki, dönüp arkama baktığımda sahiden "zamanımı güzel işlerle doldurmuşum" diyebilmeliyim, hatta diyebilmeliyiz.

Malumunuz, son 10 gündür bir TÜYAP rüzagarı esip gürlüyor, ve ben maalesef fuara gidemeyen kısma dahil olduğumdan ötürü, fuara gidebilenleri gıpta ile bazen de kıskanarak :P izliyorum. Herkesler Tüyap ganimetlerini paylaşırken ben de Kiler Market'in %50 indirimli kitap satışından istifade ederek bu güzellikleri kütüphaneme kattım;


Diğer ganimetlerim ise D&R internet sitesinden. "Kış gelince, mutlaka bir klasik okumalıyım" varsayımımdan hareketle, Savaş ve Barış'ın tam çevirisini edindim. Sevgili Leylakdalı'ndan görüp beğendiğim "Ben, Kendim ve Bergen"i, ve Kitap Kardeşliği Kasım ayı kitabı olan ve birazdan tanıtacağım Beyoğlu'nun En Güzel Abisi kitaplarını da ekledim :)


Ve, uzun zamandan sonra ilk defa dergi aldım. İki dergi ile de yeni tanışıyorum, umarım severiz birbirimizi :)


Artık, bu yılki okuduğum ellinci kitabı tanıtabilirim :) Bu yılki okuma hedefime ulaşmama yalnız 2 kitap kaldı :)


Beyoğlu'nun En Güzel Abisi, Ahmet Ümit
Everest Yayınları, 418 sayfa

Kitap Kardeşliği Kasım ayı okumamızı bu kitapla yaptık. Daha evvel Ahmet Ümit okumuştum, İstanbul Hatırası'ndan ve taaa lise yıllarında okuduğum Kukla ve Patasana'dan aşinalığım vardır yazara. Beyoğlu'nun En Güzel Abisi (kısaca artık BEGA)'nde yine bir önceki kitaptan tandığım Başkomiser Nevzat, Komiser Ali ve Zeynep ön plandaki karakterlerimiz. Yılbaşı gecesi işlenen bir cinayeti, Tarlabaşı'nın köhne ve küflü sokakları arka planında çözmeye çalışıyorlar. İstanbul'un yozlaşmasını, eskiden güzide olan bu semtin yokoluşunu, ranta kurban gidişini içiniz acıya acıya okuyorsunuz. Zorunlu müsadereye uğratılan Rum vatandaşlarımızın acılarına şahit oluyorsunuz, 6-7 Eylül olaylarının vahşetini görüyorsunuz. Ve tabii ki Gezi Parkı'na da değinmeden geçmiyor Ahmet Ümit. Pek çok toplumsal acıyı sunuyor bir polisiyenin geri planında. İşte bu yüzden okumaya değer bir Ahmet Ümit kitabıdır diyorum, ve kesinlikle tavsiye ediyorum.

Birkaç altı çizili cümle;



Üzerinde düşünmeye değer, değil mi?

Sevgiler!



2 yorum:

  1. Can'ın Savaş ve Barış'ını ben de geçen seneki fuardan almıştım ama hala cesaret edip başlayamadım :)

    YanıtlaSil
  2. ahmet ümit'in kitapları güzeldir ama sanki bana artık kendini tekrarlıyormuş gibi geliyor

    YanıtlaSil