7 Mart 2013 Perşembe

Okuduklarım #7: Doğu'dan Uzakta - Amin Maalouf

Merhaba sevgili kitapseverler :)

Kitapçı Kedisinin mekanını umarım seviyorsunuz :) Asıl mesele kitapları sevmek. Okudukça birşeyler daha güzele gitsin istiyorum, hepimiz için... Maalesef hepimiz biliyoruz ki, okuma sevgisinin yüreklere fazla ekilmediği bir toplumda yaşıyoruz. Şahsen benim öyle kitap okuyan ebeveynlerim olmadı hiçbir zaman. Susam Sokağı sayesinde 4 yaşımda okumayı sökmüşüm. Önceden kesekağıtları eski gazetelerden yapılırdı. pazardan dönerken kucağımdaki kesekağıtlarını bile okurdum ben de. Böyle bir aşk benimkisi de...

Konuya dalarsam fazla uzayacak gibi. Geniş bir zamanda yazmalı böyle şeyleri. Havanda su dövmekten farkı olmasa da... Sözüm meclisten dışarı ama, güncel edebiyattan bile en ufak bir haberi olmayan edebiyat öğretmeni insanlar tanıyorum...

Gelelim kitabımıza :) Daha önce bahsetmiştim. Değerli StyloPunk'ın başlattığı bir etkinlik bu. Her ay bir kitap, belli bir süre aralığında okunuyor. Okumaya dair haller, paylaşılmaya değer bulunan cümleler de bu kapsamda paylaşılıyor işte... (okuma durumlarımı Twitter ve Instagram üzerinden takip edebilirsiniz bu arada :) Ben arabada bile eşimi boşverip, sorularını cevapsız bırakıp okumaya devam ettiğimi biliyorum yahu :)

Doğu'dan Uzakta, Amin Maalouf,
YKY Yayınları, 457 sayfa, 1. Baskı (Kasım, 2012)

Ankara'da sakin bir mekan, Kurtuba'da kitap ve çay keyfinden hatıra bir kare...
Amin Maalouf'un okuduğum ikinci kitabı idi "Doğu'dan Uzakta". Öncesinde ondan Semerkant'ı okumuştum. Ve Semerkant gerçek anlamda ruhumu çekmişti. "İnşallah bu da öyledir" dedim kendime..

Doğu Akdeniz Coğrafyasında geçiyor kitabımız.. Maalouf'un bölgesi yani :) Baş kahramanımız Adam, iç savaş yüzünden uzaklaştığı ülkesine, "geçmiş bir arkadaşı" olan ölüm döşeğindeki Murad'ın çağrısı üzerine yıllar sonra tekrar gitmeye karar verir. Ancak bu gidiş, bir yüzleşmeden farksız olamayacaktır. Günahlarıyla, sevaplarıyla Adam kendisinin ve gençlik dönemi dostlarının bir bakıma defterini tutmaya başlayacaktır..

Kozmopolit Doğu Akdeniz'in bir zamanlar cennet iken aslında nasıl bir süreçten geçerek insanlara cehennem havasını yaşattığına şahit oluyorsunuz. Ülkelerini terkedenlerin pişmanlıklarını, yahut gerekçelerini, özlemlerini, kırgınlıklarını Maalouf güzel yansıtmış.

Kısaca, raflarınızda yer almaya değecek bir kitap Doğu'nun Limanları.

"Yuvarlak tepeler ve ufukta uzanan deniz arasında okumak, yazmak, düş kurmakla geçse zaman...", Sayfa 53.

"Hükümlerimi bildirmiyorum, kimseye ders verecek değilim, insanları gözlemek bende sadece bir iç diyaloga, kendi kendime girdiğim sonu gelmez bir diyaloga neden oluyor.", sayfa 66.

"İlkeler insanların palamarları, bağlarıdır; onları kopardığında serbest kalırsın, ama içi helyum gazıyla doldurulmuş ve yükseldikçe yükselen kocaman bir balona benzersin. Balon gökyüzüne yükseliyormuş izlenimi verse de aslında hiçliğe doğru yükselmektedir.", sayfa 164.

"Komünizm insanları eşitlik adına köleleştirmişti, kapitalizm de ekonomik özgürlük adına köleleştiriyor.", sayfa 443.

4 Mart 2013 Pazartesi

Okuduklarım #6: Masalını Yitiren Dev - Adnan Binyazar

Merhaba!

Tembel Kitapçı Kedinizden hepinize sevgiler. Biraz fazla mı tembelim bilmiyorum ama, önceden kitabımı bitirince hemen tanıtım yazımı girerdim, bu kitabımda biraz gecikme yaşadım. Ama geçerli bir sebebim vardı çünkü SİGARAYI BIRAKTIM!!!

Evet, bugün 11. günümdeyim. Bıraktığımdan bu yana tek bir nefes dahi çekmedim, çok şükür bu sayfa kapandı benim için :) Gün içerisinde benden kısa kısa haberler almak isterseniz Twitter ve Instagram'da beni yine aynı ismim, @kitapcikedisi ile bulabilirsiniz :)

Bu arada, Postcrossing kapsamında yolladığım kartlardan ikisi alıcılarına ulaşmış. Biri Almanya'da, biri ise Finlandiya'dalar şimdi. Eee, ben de artık posta kartı almaya hak kazandım. Merak ediyorum, ne zaman göreceğim ilk kartpostalı posta kutusunda? :)

Ha bir de Sevgili Delikitap'ın posta kartı eşleştirmelerinde de değerli iki kişi ile, Sevgili Düşlerin Rengi ve Dışavurum bloglarının sahibeleriyle eşleştik. Yarın umarım onların kartlarını da postaya veririm bir aksilik çıkmazsa eğer :)

Gelelim, girizgahımızdan sonra kitabımızın tanıtımına...

Masalını Yitiren Dev, Adnan Binyazar, Can Yayınları, 339 sayfa.


Sizi doğrudan etkilemek istemiyorum ama, KESİNLİKLE OKUYUN!!!

Okumaya başladığım ilk andan itibaren içime işledi çünkü. Adnan Binyazar, kendi hayat hikayesini anlatıyor. Ve bir çocuğun, hele ki hayatın gerçekten çok zor yönlerini görmüş bir çocuğun tüm naifliğini, kırılganlığını, hayata tutunmaya çalışmasını izliyorsunuz. Yazar gözlerinizin önünde büyüyor resmen.

Bazen durup, "yok artık!" diyorsunuz yokluğa, yoksulluğa. Bazen de yazar ver kardeşinin o zor durumlarda bile çocuk dünyalarında kendilerini eğlendirmek için uydurdukları oyunlara onlarla birlikte gülüyorsunuz ağlanacak yerde. İçiniz titriyor gerçekten.

Hüzün hiç bu kadar çocuksu hissedilmiyor.

Annesini, babasını anlatıyor. Dedesi ve ninesi... Hepsine ayrı pencerelerden bakıyor. Sanki bir Masal'dasınız gerçekten ama böyle acılı bir masal da olamaz diyorsunuz.

Objektif bir tanıtım olamadı, kusuruma bakmayın ama, Masalını Yitiren Dev benim için çok özel oldu. Hep de öyle kalacak, kısmet olursa da belli aralıklarla tekrar raftan indireceğim kitaplardan...

"Ana ölümü her şeyin ölümüdür.", sayfa 23.

""Dost", "dostluk" denir de, bunun ne olduğunu söyleyen çıkmaz. çıksa da kendine göre söyler. Bir İsveç atasözü, "Sevilen çocuğun adı çoktur," der. Bunun gibi, "dostluğun" tanımı çoktur. Bence dostluk, gülüşleri, üzünçleri aynı duyguyla algılamaktan geçer.", sayfa 30.

"Tam da dağların gökle birleştiği yerlere ulaşıp bulutları tutacağımı sandığım yaşlar.", sayfa 73

"Mutlulukla mutsuzluk arasındaki yol ne kısaydı! Bu kısa yolu ne çok uzatıyorlardı!..", sayfa 107

"Kitaplar bana inceliklerin dünyasını açıyordu. Kitap okumayanın her şeyden yoksun kalacağını düşünüyordum. Okuyan, okuduğu kitabın dünyasına karşılık verecek birikimler edinmeliydi. Kitabın karşılıklı bir etkileşim olduğunu sezmeye başlamıştım.", sayfa 312

Herkese sevgiler :)