25 Ağustos 2013 Pazar

Okuduklarım #39: Peri Gazozu - Ercan Kesal

Tatilden herkese selamlar bir kez daha :)

Güneş, kum, deniz kervanında geçerken günlerim, tabii ki okumanın da keyfine doya doya tekrardan varıyorum. Eşim bazen diyordu ki, "Sen buraya okumaya mı geldin? Bırak kitabı, Ankara'da da okursun!". Ama şu an yanıbaşımda "Peri Gazozu"nu o okuyor. :) Göz yaşartıcı bir manzara :)

Foça, gezip görülecek yerler açısından bayağı güzel bir yer. Cennet Ege'nin cennet kıyılarından biri. Ama Foça'nın akşamları bir ayrı güzel oluyor. Bir akşam yine gezinirken, Beşkapılar Kalesi'nin yanında, el sanatları yapan ablaların sergisi vardı. Birşey almama niyetiyle bakınırken, ablalardan biri bu kolyeyi bana uzattı, "Hayat Ağacı bu kolyenin ismi" dedi, "Denemek ister misin?" O anda içim ısındı, sadece isminden dolayı.. Hayata uzanan dallarıyla mutlu ediyor şimdi beni..

Peri Gazozu, bir Ercan Kesal kitabı, İletişim Yayınları'ndan...

Evvelden de belirttiğim gibi, bu kitabı görmemde ve okumak istememde sevgili Leylak Dalı'nın büyük katkısı vardır. Onun blogunda gördükten sonra, sürekli bu kitabı okumak istedim, nedendir bilinmez.. Temmuz'da kitabımı sipariş edip de elime ulaşmasından sonra da bir süre okuyamadım. Hep zamanının gelmesini bekledim. Özel bir kitap olduğunu biliyordum, ve ruhumun buna hazır olması lazımdı..

Foça'ya gelmişken, bundan güzel zaman olamazdı ve okumaya başladım... Ercan Kesal, çocukluğunun Avanos'undan aklında kalan anılarıyla, mecburi hizmet yıllarındaki doktorluk anılarını harmanlayarak yazmış. iki üç sayfalık anılar, bir ortak noktada ince ince örülmüş. Çocukluğundaki masumiyet, elle tutulur cinsten.Hekimliğindeki Orta Anadolu ise bir tutam ağu. 12 Eylül dönemi ise arka planda incitmeye devam ediyor..

Anasının, nenesinin "Guzum" demeleri kulaklarımda...

Çaresiz ölümlere ağlayışlarım... Öğleden sonralarımı şiş gözlerle geçirmem...



Bu kitabı okuduktan sonra içinizde birşeyler değişecek. Hep aklınızda taşıyacağınız kitaplardan biri olacak "Peri Gazozu", kitaplığınızda yei ayrı olacak. Öyle seveceksiniz ki, bir süre hep Ercan Kesal'ın çocukluğunun Avanos'unda dolaşacaksınız, ıssız kasabalarda siz de üşüyeceksiniz onunla...

Demem o ki; muhakkak okuyun!


Bir Foça günbatımıyla daha uğurluyorum sizleri! :)


23 Ağustos 2013 Cuma

Okuduklarım #38: Mart Menekşeleri - Sarah Jio

Merhaba herkese :)

Bloga nasıl bir dönüş sözü vermişsem, tatilde bile post'suz bırakmıyorum burayı. Eee, özdisiplin önemlidir. :)

Foça'dayım şu anda. Kediniz tatil yapıyor :) Uzun zamandır beklediğim şeydi tatil. Ankara'nın karışıklığından, akrabalardan uzakta şööyle kafamı dinlemekti arzum. Çok şükür gerçek oldu. Tbii dönüşte aynı keşmekeşin içine bomba gibi düşecek olmak beni tırsıtsa da :) Kürkçü dükkanından kaçış yok. Hem insan düzenini de özlemiyor değil...

Pazar günü hareket ettik Ankara'dan Foça için, eşimin arkadaşlarıyla birlikte kurumun kampına gidiyoruz. Bir dostumuz da bizimle erkenden yola çıkmak istedi. Annemin memleketi Simav'a uğradık, ilk defa annemler olmadan. Anneannem de Ankara'da annemin yanında olunca, dayım yengem ve kuzenle başbaşa geçirdik vakti :) Amaaa... Dayımlar evi yaptırdıkları için eşim ve arkadaşı, inşaat işçisi modunda çalıştırılmak kaderinden kaçamadılarrr :) Birkaç kare ile memleket esintileri...




Salı günü ise Foça'ya geldik. Burası için söyleyecek sözüm çok olamsına rağmen yok. Tembel tembel zaman geçiriyorum... Kitap okumaya çalışıyorum ama arkadaşlar "Okumaya mı geldin!" diyerek kitaplarımı kaçırıyorlar benden :( Ara ara vakit buldukça okuyorum ben de :) ama bu kitaplarımı bitirmeme engel değil tabii ki :)

Bu uzun giriş faslından sonra kitabımıza gelelim, Mart Menekşeleri'ne.



Yazarımız Sarah Jio, kitap ise Arkadya Yayınları'ndan. Yayınevinin, kapağın iç tarafına eklenen püsküllü ayraç tarzına ise bayılıyorum. Nasıl romantik bir fikir. Hem kitabınızın kendine özel bir ayracı oluyor, hem de kütüphanenize koyduğunuz vakit çok estetik bir görüntü oluşturuyor. Diğer yayınevleri de Arkadya'yı örnek almalılar bence :)

Kitabımıza gelirse, kapağını gördüğümde en başından beni etileyen bir kitabın, diğer okuyanların yorumlarıyla da birleşince, beni kapaını dahi açmadan etkilediği muhakkaktı zaten ama okuyup bitirdiğimde de beni bu kadar şaşırtıp hayran bırakacağını hiç hesaba katmamıştım..


Kitabımızın ana karakterlerinden biri Emily Wilson.. Kocasından boşanan br kadın, yaralı bir kalbi var ve Bainbridge Adası'ndaki Yengesi Bee'nin yanına gidiyor en yakın dostu Annabelle'in zorlamasıyla... Yüreğini dinlemesine ihtiyacı var çünkü. Bee de hayatı boyunca en büyük destekçilerinden biri. Emily eve gidince odasındaki komidinin çekmecesinde bir defter bulur ve okumaya başlar.. 40'lı yıllardan kalma bir defterdir. Emily başta okumak istemese de, tabii ki biraz da merakın etkisiyle okumaya başlar ve kendini tam anlamıyla derin bir aşkın içinde bulur. Bu arada Bainridge adasında da kendisini duygusal maceralar beklemektedir...

Bundan sonraki düğümlerin çözümü ise kitapta :)


Şimdi ise yeni başladığım kitabıma devam edeceğim, bir başka "farklı" kitap. Bu daha vurucu. "Peri Gazozu"

Bir sonraki yazıda görüşmek dileğiyle :) Foça'nın günbatımıyla uğurluyorum sizi :) Sevgiler :)



15 Ağustos 2013 Perşembe

Dünya'nın En Güzel Yeri...

Görselin kaynağı burada


"Ama biz biliriz ki, bir yerde mutlu mesut olmanın ilk şartı, orayı sevmektir. Bir yeri seversen, orası dünyanın en güzel yeridir. Ama dünyanın en güzel yerini sevmezsen, orası dünyanın en güzel yeri değildir..."

Vizontele'den Nazmi Başkan'ın (Altan Erkekli) efsane repliği...

Ben bugün böyle hissediyorum. Biraz çalkantılı bir ruh hali içindeyim. Bir takım tatsız olaylar yaşandı, ama bunlar her zaman bizim bilemeyeceğimiz yeni başlangıçlara gebe. "Her işte bir hayır vardır." bundan sonraki hayat düsturum. Bizim üzüldüğümüz şeylerde kimbilir ne hayırlar gizlidir de biz bilemeyiz. Twitter'da da yazdım. Bir karar aldım. (Allah korusun öyle kötü bir karar değil, merak etmeyin) Eğer herşey olumlu sonuçlanırsa size yazacağım zaten... Allah yardımcım olsun, cümlemizle birlikte inşallah...

Bu arada görsel, Ankara'nın diğer yüzünü gösteriyor. Çok kimselerin sevmediği, fakir ve soğuk olan kesimini... Ama ben bu halini de çok seviyorum. Gecekonduların kiremitlerinin kırmızısındaki samimyet nerede var ki artık?

Sevgiler :)

14 Ağustos 2013 Çarşamba

Gün'den Kesitler #1

Ara sora değişiklikler yapmak güzel oluyor. Bloga geri dönmek de benim için bir değişiklikti. Ama dönmenin de bir bedeli var elbet: Blogu güncel tutmak :)

Ben de motivasyonu yüksek tutmak adına, yeni yeni seriler oluşturmaya karar verdim.

Hayat hep böyle tatlı olsa keşke :)

Pastayı işyeri arkadaşlarım için yaptım. Mutfağa girip birşeylerle uğraşmayı çok seviyorum. Sonunda da tabii "ellerine sağlık" denmesini. Öyle olursa benden mutlusu olmaz :) İşin temeli aslında paylaşmanın mutluluğu. Bende olan bende kalınca o mutluluğu paylaşamıyorum, illa ki paylaşınca anlamlanıyor herşey. Pasta olsun, çay olsun, kitap olsun, sevgi olsun... Klişe bir cümle, ama gerçekten hisseden için hiç de klişe değil... Sahiden de "paylaştıkça çoğalıyorsun" :)

Bu arada okumaya başladığım "Mesnevi Terapi" hiç akmıyor. Kendimi kitaba veremiyorum. Ne olacak bilmem.. Yarım bırakmak en sevmediğim şeydir okurken :(

Sevgiler :)

12 Ağustos 2013 Pazartesi

Okuduklarım #37: Kaiken - J.C. Grange

Merhaba herkese!

Öncelikle geçmiş Ramazan Bayramınızı kutlarım. :) Bayramda ne mi yaptım? Tabii gezdim, ilk gün Ankara'da, ikinci gün ise Kütahya'da idik. Dalından erikler topladım :)
Dün döndük, eee bugün de işbaşı :) Ama kitap okumaya vakit bulamadım gezmekten. "Yeni hafta, yeni kitap" dedim ve bugün Nevzat Tarhan'ın "Mesnevi Terapi"sine başladım :)

En son 2013'te okuduğum 7. kitabı tanıtmışım, bugün ise okuduğum 37. kitabı tanıtıyorum. Evet arada atladığım 30 tane kitap var. İnşallah zamanla doldururum o boşluğu vakit buldukça. Dolduramazsam da kusuruma bakmayın. Listeye bakıp "Bu kitabı sen okumuşsun, yorumunu alayım" dersen ama özel bir kitap postu yaparım istek sahibi için, böyle biline :)

Gelelim Kaiken'e :)

Kaiken benim okuduğum ilk Grange kitabı idi. Daha evvelden Grange kitaplarına pek sıcak bakmıyordum. Nedense beni iten birşeyler vardı, ama kesinlikle sebepsiz olarak. Bu kitap benim önyargımı fena halde kırdı ama :) İleride Grange okumaya karar verdirdi yani :) Kitap Kardeşliği grubumuzla beraber okuduk. Kardeşliğimizde kitapları birlikte okuyor ve sonra izlenimlerimizi sosyal medya üzerinden paylaşıyoruz, grubumuzu merak edenleri ve katılmak isteyenleri şöyle alalım.

Kitabımız Fransa'da geçiyor, polis memuru Passan ve "Doğumcu" adını verdiği seri katil ile maceraya başlıyoruz, ancak sayfalar bizi öyle yerlere sürüklüyor ki kitabı okurken "hadi ya, ne ara buraya geldik!" demekten kendinizi alamıyorsunuz. "Evet, katil kesin bu!" yahut "Ahanda şüpheliyi buldummm!" da dilinizden düşmeyecek cümleler arasında :) "Kaiken" adı da Japonca'dan geliyor. Passan'ın karısı Naoko bir Japon çünkü. Kitapta onların ilişkisine de ayrıca tanık oluyorsunuz...
Bu da bayram temizliği öncesi yaptığım listeli Kaiken fotosu :D


Şimdilik benden Kaiken yorumları bu kadar...

Beni Twitter'da takip etmek isterseniz @kitapcikedisi olarak bulabilirsiniz, aynı şekilde Instagram'da da @kitapcikedisi olarak varım :)

Sevgiler :)