31 Aralık 2013 Salı

2013 Yılı Kitap Dökümüm :)

Musmutlu yıllar şimdiden herkeseee!!! :)

Geçen post'umda 2014 için güzel dileklerimi iletmişim, tekrar edeyim yine, aşk para sağlık huzur mutluluk ve bol bol kitap 2014'te bizimle olsun inşallah :)

Bu yıl için kendime 52 kitap hedefi koymuştum, 59 kitap ile seneyi kapatıyorum. Keşke 60 olsaydı ama tek sayı iyidir, severim :)

Görsel alıntıdır.


2013 yılı okuduğum kitaplar listesi aşağıda, yorumladıklarımın altını çizip link verdim, yorumlayamadıklarım için affedin, merak ettikleriniz olursa seve seve yorumlayabilirim. :) Bir ara blogumu boşlamıştım çünkü, ama artık okur okumaz yorum girmeye dikkat ediyorum :) Listede 1 eksik kitap var, artık hangisidir bilemem :) Tam liste Vikitap.com da mevcut :)))

Candan sevgiler!


27 Aralık 2013 Cuma

Okuduklarım #58: Koku - Patrick Süskind

Selamlar!

Sanırım, bu post, 2013'ün son postu olacak.

Sevgili 2014,
2013'ten çok daha uğurlu gel bize, çok daha sevgi dolu, çok daha huzurlu, anlayışlı gel... Sağlık getir bize bol bol. Huzur getir, mutluluk... Kalplerimize yumuşaklık kat... Birazcık da para getir e mi? :)

Tabii bir de bol bol kitap :)))


Koku, Patrick Süskind
Can Yayınları, 263 sayfa

Bu kitabı hep çok merak ettim, ama bir türlü elim almaya gitmedi. Bir sürprizi bozmamak adına, nereden elime geçtiğini söylemesem de, bir vesile ile okudum. Ve gerçekten çok etkilendim.

Kahramanımız Jean-Baptiste Grenouille. Kokulara karşı insanüstü bir algısı var.. Herşeyin kokusunu alıyor, ama aklınıza gelebilecek herşeyin. Paralar nereye saklanmışsa yerini buluyor, karanlıkta burnu yardımıyla görebiliyor. Bakmasına hiç gerek yok.. Ve bir eksiği var, kendi kokusu! İnsanlar onun kokusunu almadıkları için, farkına varmıyorlar, dikkatlerini çekmiyor Grenouille. Ve bunun üzerine harekete geçiyor.

Bu kitap benim kokular üzerinde ciddi anlamda düşünmeme vesile oldu. Şimdiye kadar dikkat etmediğim kokular, hayatımızda hep var olan ama hiç önemsemediğimiz...

Şimdi sırada filmi var...

Ayrıca bu kitabı Pinuccia'nın Kış Okuma Şenliği'nde 8. Kategori {(20 puan): Sinemaya uyarlanmış bir kitabı okuyup filmini izleyenlere} kapsamında okudum :)

Okuyun derim arkadaşlar, sahiden!

Ve bir hatırlatma, Kitap Kardeşliği Ocak ayında Nazan Bekiroğlu'nun Nar Ağacı kitabını okuyor! Siz de gelin :) Ayrıntılı bilgi için, tık tık



Sevgiler!

19 Aralık 2013 Perşembe

DenizBank 3. Kısa Film Fest Yarışması, FastPay'i En İyi Anlatacak Yönetmenleri Bekliyor

DenizBank tarafından 3. kez düzenlenecek olan Deniz Film Fest ile mobil cüzdan fastPay’i en iyi anlatan viral seçilecek. “fastPay’i en iyi sen anlat, büyük ödülü sen kazan!“ konulu yarışmada dereceye girenleri 5.000 ile 15.000 TL arası ödüller bekliyor.

Yenilikçi ürün ve hizmetleriyle farklılaşan DenizBank, sektörde fark yaratan uygulaması fastPay’i en iyi anlatacak yönetmenleri bekliyor. DenizBank tarafından 3. kez düzenlenecek olan Deniz Film Fest ile DenizBank’ın mobil cüzdanı fastPay’i en iyi anlatan kısa film seçilecek. “fastPay’i en iyi sen anlat, büyük ödülü sen kazan!“ konulu yarışmada filmler maksimum 2 dakika sürecek. Yarışmacılar çektikleri filmlerde isterlerse viral, isterlerse gerçekten hayattan örnekler, isterlerse de sokak röportajları şeklinde bir film yapabilecek ve çekim için her türlü cihazı kullanabilecekler.

Başvuru yöntemi

Katılımcılar çektikleri videoları, video paylaşım sitesi Youtube’a yükleyecek ve linklerini DenizBank Facebook sayfasında bulunan 3. Deniz Film Fest uygulamasına girerek 20 Ocak – 28 Şubat 2014 tarihleri arasında başvurularını yapabilecekler. İzleyiciler, 1 - 13 Mart 2014 tarihleri arasında, uygulamada bulunan ve beğendikleri filmleri “like” ederek oylayacak. En fazla “like” alan 30 film, 17 – 28 Mart 2014 tarihleri arasında jüri tarafından değerlendirilecek. Jüri Belgesel Sinemacılar Birliği Başkanı ve Belgesel Yönetmeni Hasan Özgen, Görüntü Yönetmeni Uğur İçbak ve Yönetmen Taner Elhan’dan oluşuyor. İlk 3’e girecek filmler için DenizBank tarafından sırasıyla 15.000, 10.000 ve 5.000 TL ödül verilecek. Ödül töreni ise 8 Nisan 2014’te düzenlenecek.

Dijital bankacılıkta ezber bozan uygulama: fastPay

DenizBank’ın fastPay uygulaması özellikle gençlerin birbirlerine hızlı para transfer etmeleri, üye işyerlerinde, ellerini cebine atmadan sadece telefonlarından ödeme yapabildikleri inovatif bir mobil cüzdan uygulaması. Uygulama sayesinde DenizBank müşterisi olsun olmasın herkes cepten cebe 7/24 ücretsiz para gönderebiliyor. Kullanıcılar DenizBank Mevduat Hesabı’nı veya kredi kartını fastPay cüzdanına bağlayabiliyor, fastPay işyerlerinde alışveriş olanağına sahip oluyor. Alışverişlerde ödeme yaparken NFC, QR Kod gibi hiçbir ekstra teknolojiye ihtiyaç duyulmaması ise fastPay’in rakiplerinden ayrıldığı en önemli fark olarak dikkat çekiyor.

Ayrıca fastPay ile istenilen DenizBank ATM’sinden kartsız para çekilebiliyor. Uygulama AppStore, WindowsPhone Store ve Google play’den ücretsiz olarak indirilebiliyor.

Bilgi için:
Bersay İletişim Danışmanlığı / 0212 337 51 00
Rasim Yılmaz  /  Tel: 0212 337 51 49 / GSM: 0554 289 49 01 /  rasim.yilmaz@bersay.com.tr
Gül Mumcu Mutlay  /  Tel: 0212 337 51 79 / GSM: 0532 251 83 30 /  gulm@bersay.com.tr

DenizBank 3. Kısa Film Fest Yarışması
Bir boomads advertorial içeriğidir.

Okuduklarım #57: Anne Frank'ın Hatıra Defteri - Anne Frank

Merhaba!

Yıl bitiyor, 2013'ü uğurlayacak olmamıza seviniyorum, umarım 2014 hepimize güzellikler getirir...
Hediyelerim sahiplerine ulaşmışlar, ikinci parti hediyelerim de gelecek hafta yola çıkacaklar...
Deli gibi ders çalışmam lazım.
İki ayağım bir pabuca girecek her zamanki gibi!




Anne Frank'ın Hatıra Defteri, Anne Frank
Epsilon Yayınları, 341 sayfa

Üç günde okuyup, bitirdiğim bir kitap oldu.

Ama bende derin etkiler bıraktı. Anne Frank'ı hepimiz biliriz az çok. Hollanda'da herkes gibi kendi hallerinde yaşarken, Anne ve ailesi İkinci Dünya Savaşı'ndan herkesten daha fazla etkilenirler, Yahudi olmalarından ötürü tabii.. 1942 Temmuzunda, Arka Ev'e sığınırlar, bir umut... Tam iki yıl boyunca, iki aile, toplamda sekiz kişi, kaçak hayatı yaşarlar... 

Kendimi onun yerine koyduğum zaman gerçekten çok zorlandım. Hapis hayatı, sürekli aynı insanlar... Ama en baskın gelen şey, yakalanma korkusu.. Gestapo'yu sürekli ensende hissetmek, dışarıdan gelen toplama kampına götürülenlerin hikayeleri, evden gelen en ufak bir tıkırtıdan rahatsız olmak ki kapı çalınca hissedilen endişeden hiç bahsetmiyorm bile... Tam herşeyin yoluna girdiğini düşündüklerinde, saklandıklarının açığa çıkması ve kamplara götürülüşleri...

Gerçekten çok etkilendim. Okumanızı ve bir döneme, küçük bir kızın gözünden şahit olmanızı tavsiye ederim...

Ayrıca bu kitabı, Pinuccia'nın Kış Okuma Şenliği 10. Kategori [(25 puan): Yasaklanmış bir kitap okuyanlara] kapsamında okudum.

Çizilen cümlelerim;


Kalkmıyor çocuğum, hır gür hiç kalkmıyor büyüdükçe... Sen de büyüyebilseydin görecektin...



"İnsan isteyince, hata bulmak en kolayı."


Yazmanın büyüsünü herkesin tadamıyor...


Ne kadar farklıysak da aslında hepimiz aynıyız...

Sevgiler!

16 Aralık 2013 Pazartesi

Yılbaşı Hediyen Ayağına Gelsin

YILBAŞI ALIŞVERİŞ KEYFİ

Yeni yıl, yeni umutlar, yeni başlangıçlar. Her sene yeni yılın gelişini büyük bir coşkuyla kutlarız. Hayatımızda çok büyük bir değişiklik olacağından değil belki; ama sevdiklerimizle yeni başlangıçlara adım atmaktan mutluluk duyduğumuz için. Yeni yıl aynı zamanda sevdiklerimizi sevindirmek için de güzel bir bahane. Hediye seçimi bir işkenceye dönmediği sürece! Yoğun tempoda çalışan veya öğrenim gören bizlerin doğru hediyeye ulaşmak için ayıracak günleri yok. Siz de böyle düşünüyorsanız, aşağıda hepsiburada.com’un yılbaşı sayfasından yararlanarak hazırlanan mini listeyi inceleyebilirsiniz:

Sevgiliye

Yılbaşının en klasik hediyeleri parfüm ve saat. Eğer riske girmek istemiyorsanız, erkeğe saat, kadına parfüm hediye etme geleneğini sürdürebilirsiniz. :) Mücevherler veya ihtiyaca göre teknoloji ürünleri de gayet uygun hediyeler olabilir;

- Saat almak istiyorsanız: Erkekler için saat modelleri
- Mücevher almak istiyorsanız: Melis Gold Altın Taşlı Sonsuzluk Bileklik
- Tablet almak istiyorsanız: iPad Mini

Arkadaşa

Arkaşınıza hediye seçerken, onun sürekli almayı ertelediği, ihtiyacını fark etmediği ürünlere ya da herkesin ilgi gösterebileceği ürünlere yönelebilirsiniz;

- Müzik seven arkadaş için: iPhone Dock
- Playstation seven arkadaş için: PES 2014
- İlginçlikler insanı arkadaşınız için: Furby

Aileye

Aile bireylerinin daha çok neden mutlu olacağını tahmin etmek genellikle daha kolay oluyor. İhtiyaçlarını, neden hoşlandıklarını uzun zamandır gözlemlemiş olduğumuz için belki de;

- Babanız tamir işlerinden hoşlanıyorsa: Bosch Çantalı Darbeli Matkap
- Çocuğunuza güzel bir sürpriz: Hot Wheels Çılgın Dinazor
- Anneniz için: Nevinci İnci Set

Yılbaşına özel binlerce ürün arasından dilediğinizi seçmek ve alışverişe başlamak için Yılbaşı sayfasına buradan ulaşabilirsiniz. Şimdiden keyifli alışverişler!
Herşey Ayağına Gelsin
Bir boomads advertorial içeriğidir.

Okuduklarım #56: Kurt Seyt&Murka - Nermin Bezmen

Merhaba!

Bu aralar yeniyıl hediyelerimle uğraşmaktayım :) Kitap Kardeşliği'nin yılbaşı hediyeleşme etkinliğindeki çıkan arkadaşıma ve Serpil Ablama hazırladığım hediyeleri bugün postaya verdim. Sırada canımın içi Seçil'e ve Ebru'ma göndereceğim hediyelerim var. Hediyeleşmeyi seviyorum :)

Bir de dün kardeşime akıllı telefon aldık, Line işine bulaştık. Dünden beri birbirimize sticker gönderip duruyoruz hahah :)

Yazmaya ise bu sıralar ara verdim. Aklımda bir konu var, onun üzerine yoğunlaşıyorum. Ona yoğunlaşmaktan da kısa öykülere vakit kalmıyor. Bakalım, kısmet :)


Kurt Seyt&Murka, Nermin Bezmen
PMR Yayıncılık, 540 Sayfa

Önceki yayınımda, hatırlarsanız Kurt Seyt&Shura'yı yorumlamıştım. Murka da o kitabın devamı niteliğinde, Kurt Seyt'in eşi ile ölümüne dek geçirdiği hayatını anlatıyor. Önceki kitap kadar etkileyiciydi. Kurt Seyt'e kah kızdım, kah kıyamadım. Onun yaşadığı çalkantılı ruh hallerini anlamaya çalıştım. Kimi yerlerde mutlu oldum, kiminde hüzünlendim. Shura kadar şiddetle tavsiye edebileceğim bir kitap Kurt Seyt&Murka benim için.

Masalsı aşkları, zorluk yıllarını, hayata direnmeyi çok güzel anlatmış Nermin Bezmen...

Tavsiyemdir. :)

Bu sıralar okuduğum çoğu kitap hoşuma gidiyor, tavsiye ediyorum. Beğenmediğim kitapları asla olumlu yorumlamıyorum, aklınıza ters birşey gelmesin. Çünkü herkes, her kitabı sevmiyor, sevemiyor. Muhakkak aralarda benim e sevmediğim kitap oluyor ama dediğim gibi şu sıralar şanslıyım :)))

Herkese sevgiler! :)

13 Aralık 2013 Cuma

Okuduklarım #55: Kurt Seyt&Shura - Nermin Bezmen

Merhaba!

Yeni yıla doğru ilerlediğimiz günlerde, birçok ilimizde kar kış kıyamet tipi hüküm sürerken, Ankara'dan günlük güneşlik -ama tabii bir o kadar da ayaz- havadan yazıyorum sizlere. :)

Hemen, kitabı tanıtmak istiyorum! Çünkü, uzum zamandır kendimi bir kitaba böyle bırakmamıştım!


Kurt Seyt&Shura, Nermin Bezmen
PMR Yayıncılık, 520 sayfa

Şimdi ben size nasıl anlatsam bu kitabı, nereden başlasam... Başlıktan da anlayacağınız gibi, kitap Kurt Seyt ve Shura'nın aşkını anlatıyor. Kişiler tamamen gerçek. Kurt Seyt Eminoff, yazarın dedesi ve Shura ise Rusya'dan Türkiye'ye onun uğruna gelen güzeller güzeli Aleksandra Julianovna Verjenskaya. Çarlık Döneminden 1917 Devrimine, oradan İstanbul'a uzanan bir aşk, bağlılık, sevgi hikayesi. Arka planında ise Çarlığın çöküşü, yaşanan karmaşalar, savaşlar, yoksulluk çok çok iyi anlatılmış.

Kitabın arkasına eklenmiş fotoğraflarla, bu aşk daha bir somut hale geliyor. Hatta ve hatta yakın bir zamanda, diziye de uyarlanacak bu güzel roman. Kurt Seyt'i Kıvanç Tatlıtuğ, Shura'yı ise Farh Zeynep Abdullah canlandıracaklarmış. Daha ne olsun? :)

Kesinlikle okuyun derim.

Ayrıca bu kitabı Pinuccia'nın Kış Okuma Şenliği, 12. Kategori {(25 puan): Yayınlanmış en az beş kitabı olan bir yazarın ilk kitabını okuyanlara.} kapsamında okumuş bulunmaktayımmm :) 25 puan daha kaptım, oley :)))

Bugün ise, hemen ardından, Kurt Seyt&Murka'ya başladım :)

Herkese sevgiler!

9 Aralık 2013 Pazartesi

Okuduklarım #54: Aydınlanma Değil, Merhamet! (Gogol'un İzinde, 1. Kitap) - Alev Alatlı

Merhaba!

Cumartesi günü akşama doğru kar Ankara'ya güzel bir sürpriz yaptı. Gezip tozduktan sonra akşam eve geldik, Instagram'da gezinirken "Ankara'da kar" manzaraları görünce, "Allah Allah" dedim kendi kendime ve mutfak camından bir baktım ki ne göreyim :)


Eeee kar varken, kitap okumadan olmaz. Bu kitabımı okumam biraz zaman aldı, çünkü sahiden "esaslı" bir kitaptı.


Aydınlanma değil, Merhamet! (Gogol'un İzinde - 1 Kitap), Alev Alatlı
Everest Yayınları, 501 sayfa

Geçen dönem kütüphanede ders çalışırken, raflarda görüp beni cezbeden bir kitap olmuştu. Haziran'da aldım, uzun zamandır okumak için bekletiyordum. Pinuccia'nın Kış Okuma Şenliği 15. Kategori'ye kısmetmiş. Tabii puanları, dörtlemeyi bitirince alacağım ama :)

Kitap, derin bir kitap. Rusya'nın tarihsel değişimini, dönüşümünü ele alıyor. Çarlık dönemi, Sovyet dönemi ve Sovyetler dağıldıktan sonraki dönem, bir de Putin dönemi. Çok çok güzel tespitler var. Sadece Rusya'ya yönelik değil, ABD, diğer Avrupa devletleri, Almanya... Naziler, Yahudiler, Stalin baskısı... Roman gibi kesinlikle değil, ama roman karakterleri de var.

Kısaca, ben Gogol'un İzinde dörtlemesine devam edeceğim. Kitabın sonunda ikinci kitaptan kısa bir bölüm yer almış, bu kısım da kararımı pekiştirdi.

Siyasi tarihe meraklıysanız okuyun derim!

Çizilen cümlelerim;


Bizim çocukluğumuz böyle değildi, bizler çok şanslıyız. Ama yeni kuşak maalesef değil...


Sevgi, "ne çok" sevgi...


Yorumlaması size ait...

Sevgiler!!!


6 Aralık 2013 Cuma

Mim #1: Benimle İlgili 5 Bilgi

Merhaba! :)

Sevgili Narçelen beni mimlemiş, benim de blogumda cevaplayacağım ilk mim oldu sayesinde :) Çok teşekkür ederim sevgili Narçelen :)

Konusu, başlıktan da anlaşılacağı üzere, bana dair beş ufak bilgi. Haydi bakalım başlayalım :)

İnternette konuştuğum çok kişi, benim 30'lu yaşlarımda olduğumu düşünüyor. Oysa 26 yaşındayım. 27'me az kaldı. :) İsteyenler için ek bilgi: 22 Aralık doğumgünümdür :P Ayrıca yine Narçelen'in miminde paylaştığı bir bilgiye ben de ortak olmak isterim, görenler 26 yaşında olduğuma da pek inanmaz, 23 24 filan zanneder, gözlük küçük gösteriyor sanırım :)


görsel alıntıdır
Kedileri ne kadar çok sevsem de bir kedi sahiplenmek benim gözümü korkutuyor. Sorumluluk almak biraz zor. Hayatına evlat gibi birşey dahil ediyorsun. Vebali çok büyük. O yüzden canlı hayvan beslemek isteyenler oldukça iyi düşünsün. Kediyi bir kenara bırakalım, canlı bitki bile bakamıyorum ben ya. Evde bir tane ağacımsı şey var, onu da sağolsun eşim sular filan :) Sorumluluk hakkımı ileriye saklıyorum :)





alıntıdır
Kum deniz güneş oldukça güzel şeyler, tatil hiç sevilmez mi? Ancak benim suyla, denize girmekle aram pek yoktur. Hele ki evlenmeden evvel, ailemle tatile gittiğim zamanlar bir kere bile denize girmeden dönmüşlüklerim olmuştur. Su korkutur beni. Kendimi güvende hissetmem. Bilumum tekne, yat vs turlarından da hoşlanmam. Ama vapur başka :))) O keyfi de değişmem hiçbirşeye :)




alıntıdır
Ankara'da yaşıyorum. Bilmeyen kaldı mı bilmem :) Ve şehrimi çok seviyorum. Doğma büyüme buralıyım. :)


Ve son olarak, kitaplarımı ödünç vermeye kıyamam. Çünkü ödünç verdiğimde ya geri gelmiyor, yahut da geldiğinde cılkı çıkmış olarak buluyorum. Sayfaları yıpranmış, kapağı bükülmüş vs. O yüzden etrafımda çok yakın ve sevdiğim insanlar haricine kitap ödünç vermiyorum.

Mimi cevaplamak isteyen herkese gönderiyorum :)

3 Aralık 2013 Salı

Bilmediğim Bir Şehire Firar Etmek...

# blogfırtınası Gün 3. Dünyada istediğiniz bir yere gidebilecek olsanız nereyi seçerdiniz, düşünün. Oradaki deneyiminizi yazın.


"Neden gittin?" diye sormayasın sakın bana, öyle gerekiyordu. Sessiz sedasız karar verdim, vizemi aldım, biletimi ayarladım ve küçük bir valizle çıktım yola. Çat pat İngilizce bilgimle, Londra'ya uçtum işte. Sana bu mail'i kaldığım otelden gönderiyorum. Sırf beni merak etmeyesin diye.

Hava kapalı. Hep derler ya, Londra'nın sis meşhurdur diye, aynen öyle. Puslu, soğuk. En sevdiğim havalar. Kırmızı telefon kabinleri, reflektör gibi belli oluyor ama. Kırmızı demişken, tabii ki o iki katlı gezi otobüslerine de bineceğim, ama önce biraz daha ayaklarımı yormam gerek.

Cep telefonu büyük nimetmiş azizim ama. Kaybolmaktan korkuyor insan. İstediğin gibi gidiyorsun istediğin yere. Dün mesela Big Ben'i görmek istedim. Hani şu büyük saat kulesi var ya, nasıl çınlıyor bilemezsin. Heybetlice bir yapı. Daha sonra da London Eye'a binmeye gideceğim bir gün, her yeri kuş bakışı görmek için.

Aslında bir yere gittiğim yok, ben sana bunları öylesine yazıyorum. Firar ettim san diye. Ama oyunu yine kendim bozuyorum. Mızıkçılık ediyorum iç sesime. İç sesim de azarlıyor beni, "Biz böyle anlaşmamıştık ama! Sonra acıyı çeken hep sen oluyorsun!"

Razıyım.

***
Blog fırtınası, tamamenatiyorum.com'un başlattığı bir akım. Blog sahiplerine düzenli post girme alışkanlığı edindirmek için bir teşvik. Ben de katıldım. Ama ancak bu kadar döküldü kalemimden. Yarın daha güzel yazabilirim umarım :)

2 Aralık 2013 Pazartesi

Okuduklarım #53: Yeni Konuklar - Füruzan

Merhaba!

Yine bir kitap tanıtım yazısı. Ama ondan evvel biraz sohbet edelim. Sabahtan beri içimde bir cümle dolanıyor, "Hey gidi aralık, yine mi geldin?" diye. Aralık, yılın son ayı, eşimin doğduğu ay ve benim doğduğum ay. Birkaç gün sonrası ise yeni bir yılın başlangıcı. Aralık'ları severim. Koca bir yıl neyi yapamadı isem, aralıkta yapmak isterim. Artık ne kadarına fırsat bulabilirsem tabii.

Ben bu aralar, yavaş hızda okuma yapıyorum. Aklıma düşen cümleleri not ediyorum. Biraz örgü örüyorum, çoğunluk da tembellik ediyorum. Ders çalışmak istemiyorum. Kısa kısa bunlar var.

Ve belki de, içimde bir roman oluşturuyorum. Beynimin içinde bambaşka bir dünya var. Kimi zaman oraya kaçıyorum. Beğenmediğim yerleri değiştiriyorum. Mayalanıyorum.

Şimdi, kitabımıza gelsin sıra.


Bu kitabı, Pinuccia'nın Kış Okuma Şenliği kapsamında, ikinci kategori olan "kütüphane/ sahaf kitapları" kısmı dahilinde okudum.

Yeni Konuklar, Füruzan
Bilgi Yayınevi, 1977

Kitabı, internette oldukça meşhur olan online sahaf sitesi Nadir Kitap'tan aldım. Füruzan olduğu için aldım. :)

Füruzan bu kitapta, Almanya'ya çalışmak için giden gurbetçilerimizle röportajlar yapıyor, bu kitap o röportajlardan yapılan bir derleme. Bir kültür programı kapsamında Almanya'ya gidiyor. Amacı konuk diye tabir edilen bizim işçilerle görüşmek. Batı Berlin'den başlıyor, burada Alman okullarına giden gurbetçi çocuklarıyla konuşuyor. Çocuklar, herşeyin farkında aslında. Almanların onlara nasıl hor görüyle baktıklarının, Alman çocuklarından edindikleri arkadaşları sayesinde nasıl sınıf atladıklarının, anne babalarının Almanca bilmemesinden dolayı hissetkleri... ve daha sonra başka bir kente geçiyor. Bir maden ocağına. Burada çalışan işçilerin çoğu Türk. Onların kaldığı "heim"larda, yani yurt adı altındaki barakalarda kalıyor. İşçilerimizle konuşuyor. Nelere maruz kalmamışlar ki, boşuna değilmiş "Almanya, acı vatan!" dedikleri, okudukça daha iyi anlıyor insan; sömürülmelerini, ezilmelerini, hor görülmelerini. Hem de nasıl... Onlar Almanların gözünde "auslander"lar, küfürlerle geçiyor isimleri...

Okuyun derim, muhakkak okuyun. Mutlaka çevrenizde gurbetçilerimizden tandıklarınız vardır. Artık onlara çok daha farklı bir gözle bakacağınıza eminim!

Kitaptan birkaç cümle ile başbaşa bırakıyorum sizleri...


Bu cümleler, gurbetçi çocuklarımızın ağzından dökülenlerden. Çoğunun cümleleri birbirinin aynı.. Aile içi şiddet, daha çok çalışmak, ölürcesine...


Almanlar, kötü ev sahipliği yapıyorlar, net.


Gereksindiklerimizden fazlaso, hep daha fazlası empoze ediliyor. Bu cümlede düşünülecek öyle çok unsur var ki...

Herkese sevgiler!