16 Ocak 2014 Perşembe

Okuduklarım #3: Ben, Kendim ve Bergen - Ayşe Başak Kaban

Merhaba!

Geçen gün burada bahsetmedim ama, cumartesi gününden beri bozuk bir kombi ile yaşıyorduk. Zaten canı burnunda olan kombimiz, patırtılı kütürtülü bir can çekişten sonra tamamen emekliye ayırdı kendini. Sayın eşim, bozulan her eşya gibi kendi usullerince kombiyi de tekrar çalıştıracağını düşünse de, cumartesiden başlayıp pazar öğleden sonraya kadar süren kombi çalıştırma denemelerini "yetkili servisi arayalım bari" diyerek yenilgiyle sonlandırdı. Yetkili servis ise reklamlarında 7/24 çalıştığını ileri sürmesine rağmen, bize ancak salı günü için randevu verdi. Gelen eleman, kombinin anakartının yandığını söyledi ve 400 tele :)) masraf çıkardı, biz de kombiyi değiştirdik. Evimiz orta kat ve güney cephe olmasına rağmen, bu beş günün sonunda  adamakıllı soğumuştu ve bizim ev her zaman sıcak olduğundan dolayı bir elektrikli sobamız bile yoktu, çünkü normalde asla ihtiyaç duymuyorduk. Dediğim gibi, son akşamlarda en etkili ısınma yöntemimiz sıcak su torbalarımızdı :) Isınma neyse de, sıcak suyun olmayışı daha beter bir şeydi ki o konuya değinmeyeceğim bile :/

Soğuktan dolayı okuma hızım da olumsuz etkilendi tabii. Bitirdiğim kitap incecikti ama üç günde zor gördüm sonunu.


Ben, Kendim ve Bergen, Ayşe Başak Kaban
Ayizi Kitap, 144 sayfa

Bu kitabı Sevgili Leylak Dalı'nın instagram profilinde görmüştüm. Önce kapağı dikkatimi çekti, çünkü kuşları çok severim. Tabii ismi de bir o kadar çarpıcı geldi. Bergen vardı isimde. Arabeskin biricik "acıların kadını"ydı Bergen ve yaşam öyküsü beni daima hüzünlendiriyordu. Zaten kitaba adını veren öyküsünde Bergen'in hiç bilmediğimiz yönlerini anlatmış... 

Kitapta on tane öykü yer alıyor. Toplumun neredeyse tüm kanayan yaralarına tek tek parmak basıyor. Kadına şiddet, azınlıkların çektiği acılar, evladı sıkıyönetim esnasında kaybolan analar,engelli evladı olan analar, kendi hallerine bir türlü bıraklıamayan toplumca dışlanmış "aykırı" bireyler, bayram sabahı evden namaz için çıkıp da faili meçhule kurban giden babalar... Hepsi bu on öyküde ete kemiğe bürünüyor.

1972 doğumlu yazar, 2009 yıında başlamış yazmaya. Öyküleri çeşitli yarışmalarda dereceler almış. Bu yönüyle bana da ümit oldu, çünkü yazmaya geç kalmaktan korkuyordum. Tekrar cesaret geldi. :)

Altı çizili bir cümle ile bitiriyorum yazımı.


Sevgiler!


3 yorum:

  1. Kesinlikle her şeyin ilki daha özel,daha hafızalarımızda kalan şeyler.Adı üstünde "ilk" :))

    YanıtlaSil
  2. Canım çokgüzel bi kitap olduğu muhakkak yazdıklarına göre..hemen listeme aldım!eline sağlık,ne de güzel yorumlamışsın hemen kitabı edinip okuyasım geldi!
    Birde kesinlikle yazman için geç deil!yaşın ne önemi var ki..benimde 4 yaşında kızım var,üniversite okuyorum iyi mi😳kaç yaşındasım bilmiyorum ama bence yazmak için gerekli olan tek şey içinde "yazma aşkı" olması.ki bu da sende gayet var kanımca.eminim tahmininden çok daha başarılı olucaksın.belkşde 2014 yılı senin yılın olur,olamaz mı😉
    Aa birde evindeki arızaya üzüldüm geçmiş olsun!o soğukta bile kitap okumanı çok takdir ettim👋
    Kitapla be sevgiyle kal
    Rabia

    YanıtlaSil