5 Şubat 2014 Çarşamba

Okuduklarım #5: Martin Eden - Jack London

Merhaba!

Bu aralar bloga oldukça az zaman ayırabiliyorum. Okuma hızım düşmedi ancak ben büyük cüsseli bir kitap olan Karamazov Kardeşler'e başladım ve kendisi 1025 sayfa olmasından ötürü üç dört kitaba denk. :) Bir de Kitap Kardeşliği Şubat gelince, tabii ona da katılmadan edemezdim ve Karamazovlar bir köşede sessiz sedasız bekleşirken ben de Martin Eden'i okudum, hatta bugün bitirdim ve izlenimlerimi hemen sizinle paylaşmak istedim :)


Martin Eden, Jack London
İthaki Yayınları, 470 sayfa

Martin Eden, Kitap Kardeşliği Şubat 2014 okuması için oy çokluğuyla seçilen kitabımızdı. Oylamada ben Dostoyevski'den Suç ve Ceza için oy kullandım fakat sonucun Martin Eden olmasına da sevindim. Çünkü klasik okumaya son zamanlarda bayağı ağırlık vermeme rağmen tercihlerim, ilgim doğrultusunda her daim Rus edebiyatından yana oluyordu. Daha evvelden Amerikan edebiyatına ait bir klasik okumamam bir yana, Jack London'ın kaleminden de evvelce hiç kitap okumamıştım. Bu açıdan, Martin Eden tarafım için çifte şans oldu.

Kitabın isminden müsemma, baş karakterimiz Martin Eden, sıradan bir genç adam, hayatını kazanmak için ticaret yapan açık deniz gemilerinde tayfa olarak çalışır. Kazandığı parayla da bir dahaki sefere kadar gezer, tozar. Martin bir gün, hatırı sayılır bir aile olan Morse'ların oğlu Arthur'u giriştiği bir kavgadan kurtardığı için Arthur tarafından evlerine yemeğe davet edilir. Bu alt sınıftan Martin'in üst tabaka bir ortama ilk defa adım atışı ve ilk kez "Bay Eden" olarak karşılanışıdır. O ise bu evdeki eşyalara zarar vermekten korkacak kadar kaba saba olduğunu düşünerek, bir şeylere zarar vermemek için kendini frenlemekle meşguldür. Bu hayat ona oldukça yabancıdır. Oturma odasında karşılaştığı kitaplar ise onu resmen büyüler, çünkü kendisi de ara sıra kütüphaneden ödünç kitap alıp okumaktadır. Oturma odasında kitapları karıştırırken tanıştığı Ruth ise onu adeta büyüler ve çok klişe bir tabirle "yıldırım aşkına" tutulur. Ruth, Arthur'un kız kardeşidir. Üniversitede edebiyat eğitimi almaktadır. Martin o ana dek birçok alt tabaka kızla ilişki yaşamasına rağmen, sıradan sayılabilecek güzelliğine karşın Ruth'a tutulmuştur. Çünkü Ruth onu, zekası, edebiyat bilgisi, nazikliği ve daha birçok yönü ile büyülemiştir. Bu üst tabaka kıza kendini beğendirmek arzusuyla ertesi günden itibaren kendini geliştirme çabalarına girişir Martin. Kütüphaneden kitaplar alır, davranışlarına çeki düzen vermeye çalışır, yanlış telaffuzunu düzeltmeye uğraşır, dişinden tırnağından artırıp kıyafetlerini hale yola koyar. 

Ruth ise ona eğitilebilecek bir alt tabaka olarak bakmakta ve ona yol gösterme niyetindedir.

Martin, edebiyata yönelir. Kendini kısa öyküler, şiirler yazmaya verir. Büyük bir yazar olup, Ruth'un gönlünü kazanmayı amaçlamaktadır. Yalnız bu sayede onunla arasında mevcut olan derin uçurumun kapanacağını ve Ruth'u elde edeceğini düşünür. Başka türlüsü olamaz...

Dergilere sürekli yazılarını gönderir, ne var ki gönderdiği yazılar tek tek reddedilirken, Ruth da onun yazılarını oldukça değersiz bulmaktadır. Martin'i kırmak istemediğinden ona bunu anlatamaz. Martin ise bir gün muhakkak değerinin anlaşılacağı umudu ve Ruth'un aşkı ile yazmaya devam eder... Devamı kitapta :)

Burjuvazinin tüm acımasızlığı ve zorbalığını açıkça ortaya koymuş Jack London. İnsanların dış görünümüne, içlerinde hissettiklerinden çok daha fazla önem verilmesinden ustaca bahsetmiş. Üst tabakanın sıradan insanlara hakir bakışını, çarkları arasında bu insanları ezişlerini anlatmış.

Kendi düşünceleri ile burjuva yaşam tarzı arasında, arafta kalan Martin Eden çaresizliği mükemmel şekilde ortaya konulmuş.

Söylemeden edemem, kitabın çevirisi beni oldukça tatmin etti ayrıca. İyi çeviri, okuru gerçekten mutlu ediyor. Bu yüzden İthaki Yayınları'na ve Çevirmen Julide Kayaş'a ayrıca teşekkürü borç bilirim.


Artık, Karamazov Kardeşler'e odaklanıp bitirmeye çalışacağım.

Herkese sevgiler!

7 yorum:

  1. Ne hoş bir yazı,ne hoş bir çizim o öyle :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazımı beğenmene çok sevindim kuzum :)

      Sil
  2. Yazılarınızı okumaktan zevk alıyorum umarım bir gün kitabinizi da okuruz. Kitabım hala gelmediği için ayrı bir hayranlıkla okudum yorumunuzu teşekkürler :)

    YanıtlaSil
  3. çok güzel özetlemişsiniz, en kısa sürede okumak istiyorum.

    YanıtlaSil
  4. Jack Londondan Cinayet sirketinide cok merak ediyorum simdide bu kitabi merak ettim
    En kisa zamanda alacagim.
    yorumunuzu cok begendim,tesekkurler
    sevgilerimle

    YanıtlaSil
  5. İthaki Yayınlar'ının çevirisini ben de beğendim fakat başka bir çeviri ile kıyaslayan bir arkadaşım (özellikle son paragrafı) kendi okuduğu çevirinin daha hoş olduğunu söyledi... Fakat nicedir o çevirinin kime ait olduğunu yazacak :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hatta fotoğrafını çekse de biz de karşılaştırsak :))

      Sil