14 Temmuz 2014 Pazartesi

Okuduklarım #23: Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde - Mahir Ünsal Eriş

Herkese merhaba!

Bu sefer sahiden de uzun bir ara verdim. Kitap bile okuyamadım ama doğru düzgün.
Yapılacak işler, ilgilenmem gereken kişiler ve bitirilmesi lazım gelen projeler vardı. Merak ettirdi isem affola.
İşlerimi hale yola koyunca ise verdim kendimi kitaplarıma ve bu kitabı iki günde bitirdim!

Onun öncesinde, bu kitabı okumaya başlamadan evvel instagram'da paylaştığım yazıyı buraya eklemek isterim;

"Hiçbir vakit olduğumdan farklı göstermedim kendimi. Ne isem o olmaya dikkat ettim. Sade, abartısız, mütevazı.. Mavi brandalı balkonum, mandalları koyduğum yoğurt kovası, on liraya aldığım şalvar. Herhangi bir ev kadınından farklı değilim. Akşam iftarda misafirlerim vardı ve mutfağı ancak hale yola koydum. Evim hiçbir vakit süper toplu bir şekilde duramaz. Mükemmel olmak benim işim değil. Allah sağlık ve huzur nasip etsin, gerisi bir şekilde hallolur... "Yüzde ısrar etme, doksan da olur/ Insan dediğinde noksan da olur... / Sakın büyuklenme, elde neler var/ Bir ben varım deme, yoksan da olur..." Hz. Mevlana'nın bu dörtlüğünü çok severim. Demem o ki, hiçbir şeye olduğundan fazla takılmamak lazım. Bir süredir fazla paylaşım yapamadım. Instagram'da bensiz ne eksildi, hiçbir şey.. yine de kendimi size karşı sorumlu hissediyorum. Hiç ummadığımız bir kitap bile bizim hayatımızı değiştirebilir... Konu nereden nereye geldi. Sizi sıktıysam affola. Demek ki kalbimden bunlar geçmiş...Uzun süredir okuyamıyordum. Artık kitaplarıma geri dönüyorum. Satırlarda görüşürüz arkadaşlar..."



Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde, Mahir Ünsal Eriş
İletişim Yayınları, 152 sayfa

Yazarın 14 öyküsünden oluşan bu kitap, benim Mahir Ünsal Eriş ile ilk karşılaşmam oldu aynı zamanda. Ve ilk öyküyü okur okumaz da "İyi ki rastlaşmışız" dedim kendi kendime. Duygunun, her türlü duygunun "buruk" cinsini hissediyorsunuz kitapta. Öyle ki, delicesine mutluysa bile öyküdeki karakter, nedense hep bir kanadı kırık, hep bir hüzün var sebepsiz... Mutsuzsa eğer, dibine kadar mutsuz; öfkeliyse hıncını tüm dünyadan almak istiyor. Çocukluğun penceresinden anlattığı öykülerin tadı ise bambaşka... Öyle şaştım ki okurken, "bu adam benim çocukken hissettiğim şeyleri nasıl hissedebilmiş? Bunlar yalnızca bana özgü sanıyordum!" demekten alamadım kendimi.
Bir bakıyorsunuz Erdek'tesiniz, sonraki öyküde ise Ankara'da buluyorsunuz kendinizi... Ben en çok Ankara'lı olan öyküleri sevdim nedense, kendim de Ankara'lı oluşumdan mıdır bilinmez :) Ve şu an diğer öykü kitabı "Olduğu Kadar Güzeldik"i bir an önce alıp okumak için can atıyorum tabiri caizse :) Muhakkak okuyun, tavsiyemdir!

Sevgiler!

7 yorum:

  1. Bu kitabın adını duyduğumda çok meraklanmıştım.O kadar çok okunacak kitap var ki bir türlü sıra gelmedi :)

    YanıtlaSil
  2. Mevlana hz.nin o dörtlüğünü ben de çok severim... Hırstan gözüm döndüğünde ya da dönenleri gördüğümde iyi gelir bana... :) Yazarı duydum da araştırmamıştım henüz :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hep ,hep okumak lazım aslında, ben de kendime hatırlatmış oldum. Yazarı tavsiye ediyorum. Yeni dönemin "sıkı" yazarlarından bence!

      Sil
  3. Kitap aklımda bir yerlerdeydi hep, ama alsam mı karar veremiyordum
    Demek ki en yakın zamanda almalıyım :)

    YanıtlaSil
  4. Ben de diğer kitabını sepete attım bile :)

    YanıtlaSil