21 Mart 2014 Cuma

Okuduklarım #12: Kır Çiçeği Tepesi - Kimberley Freeman

Merhaba!

Geçen yazılarımda bahsettiğim uyşukluk durumumu yavaş yavaş üzerimden atıyorum sanırım. İki günde kitap bitirebildiğime göre durum iyiye gidiyor demektir. Ancak şu sıralar kötü giden başka bir şeyler daha var. Dün gece itibariyle Twitter'a erişim kapatıldı maalesef. Dns ayarlarını değiştirerek, VPN kullanarak bir şikilde Twitter'a erişebiliyoruz fakat yine de Twitter'ın kapatılmasını hiçbir şekilde tasvip etmiyorum, edemem!


Bunun haricinde, bu hafta içi yine dayanamayıp, çok sevdiğim online sahaf sitesi olan NadirKitap'tan yine alışveriş yaptım. Bugün bu dört kitaptan birine başlamayı istiyorum. Ancak henüz kararsızım hangisini okuyacağım hususunda :) Tabii ki ani bir karar değişikliği yapıp, çok daha farklı bir kitap da okuyabilirim :) Kütüphanemin yeni misafirleri işte bunlar :) İçlerinden okuduklarınız var mı?


Bu fotoğrafımı çok sevdim, çünkü bunlar bana sahiden de mutluluğu hissettiriyor!





Kır Çiçeği Tepesi, Kimberly Freeman
Arkadya Yayınları, 532 sayfa

Salı gecesi okumaya karar versem de, zamansızlıktan çarşamba sabahı okumaya başladım ve dün akşam bitirdim bu kitabı. Çik-lit okumayı sevenlerdenim ben de. Ard arda iki üç esaslı kitap okuduktan sonra, araya muhakkak bu tarz bir kitap sıkıştırmayı seviyorum. Hem çabuk bitiyorlar, hem de ruhuma iyi geliyorlar. Kahramanlarımız umut aşılarken, ben de kendimi iyi hissediyorum.

Ki her zaman söylüyorum, sahiden Arkadya Yayınları bu işi oldukça iyi yapıyor. :)

Kitabımız, yine iki zamanda paralel olarak gidiyor. Geçmiş zaman ve şimdiki zaman. Geçmiş zaman karakterimiz Beattie Blaxland. 1929 Glasgow'unda Beattie, evli sevgilisi Henry'den hamile kalır ve ailesi tarafından yüz üstü bırakılır. Çaresiz bir şekilde, Londra'ya gider Beattie. Çocuğunu doğurup, hiç tanımadığı bir aileye evlatlık verip, içi kan ağlasa da hayatına devam edecektir. Ancak Henry onu bulur ve Avustralya'ya kaçarlar... Şimdiki zaman karakterimiz ise Beattie'nin torunu Emma Blaxland-Hunter'dır. Çok ünlü bir balerin olan Emma, talihsiz bir kaza geçirir ve balerinlik kariyerine elveda demek zorunda kalır. Bu çaresizlik içerisinde, bir de sevgisinden ayrılmış olan Emma, daha fazla Londra'da kalamaz ve Avustralya'ya döner. Beattie'den ona bir evin miras kaldığını da o sırada öğrenir. "Kır Çiçeği Tepesi"ne işte o zaman gider Emma, evi satmak düşüncesindedir ancak, evde tasfiye edilmesi gereken eşyalar vardır. Tasfiye edilecek kolilerin arasında Emma, Beattie'nin eski yaşamı ile yüzleşecektir...

Yukarıda yazdığım gibi, Kır Çiçeği Tepesi'ni iki günde okuyup bitirdim. Sonu biraz havada kalmış olsa da sevdim yine de. Bu tarz kitapları seviyorsanız, okumanızı tavsiye ederim.


Kitaptan altını çizdiğim bu cümleyi ise çok sevdim ben...

Görüşmek üzere!

18 Mart 2014 Salı

Okuduklarım #11: Yürümek - Sevgi Soysal

Merhaba!

Okuma hızım oldukça düştü, hatta yerlerde sürünüyor... Bu durumdan oldukça hoşnutsuzum aslında. Okuma hızımın zaman zaman yavaşladığı olmuştur ancak bu kadar uzun bir süre okumamazlık hiç etmemiştim :(

Bu akşam, çik-lit olarak tabir edilen bir kitaba başlayıp bu okumama direncimi kırmak istiyorum. Bakalım :)



Yürümek, Sevgi Soysal
Bilgi Yayınevi, 186 sayfa

Daha evvelce de belirttiğim gibi, Sevgi Soysal'ın yeri bende çok ayrıdır.. Severek okuduğum bir Sevgi Soysal kitabı oldu yine. Baskılarla şekillenen çocukluk dönemimiz, "yapma! etme! karşı gelme!" ler yüzünden yara alan benliğimiz ve yaşamımızın ileriki dönemlerinde zamanında yapılan baskıların tezahürü... Mükemmel bir dille anlatmış yazar...

Yayınlandığı dönemde ise bayağı sansasyon meydana getirmiş, mahkeme kararı ile "mühstehcenlik" gerekçesi ile toplatılmış, ancak sonradan bu karar kaldırılmış bir kitap.

Bence her haliyle okunası.

Hele, eski basımlar bir başka oluyor...


17 Mart 2014 Pazartesi

LINE İLE ÖZGÜRCE KONUŞUN

LINE’da kullanıcı bilgi ve görüşmeleri 3G, 4G ve Wi-Fi dahil tüm ağlarda şifreleniyor!

Yoğun iş temposu, şehirleşme ve hızlanan yaşam bizleri dijital dünyada sosyalleşmeye yöneltiyor. Bu alanda bilindik sosyal medya kanallarının yanı sıra ücretsiz mesajlaşma, ücretsiz sesli ve görüntülü arama gibi birçok hizmeti bir arada sunan mobil mesajlaşma platformları da öne çıkıyor. Aile bireylerinden arkadaşlara kadar hayatımızdaki herkesle her an paylaşımda bulunduğumuz bu platformlarda kullanıcıların dikkat ettiği en önemli özelliklerden biri de güvenlik sistemleri. Bu anlamda rakiplerinden ayrılan LINE’da kullanıcı bilgi ve görüşmeleri 3G, 4G ve Wi-Fi dahil tüm ağlarda şifreleniyor. LINE’ın iç denetim yönetimi alanında üç uluslararası sertifikaya (SOC2, SOC3 ve SysTrust) sahip olan ilk mobil mesajlaşma uygulaması olması da güvenlik standartlarına verdikleri önemin bir kanıtı niteliğinde.

Telefon Numaranızı Gizli Tutun

LINE’da kendinize özel bir ID belirleyerek telefon numaranızı kimselere vermeden iletişim kurabilirsiniz. Sizi LINE ID’nizi kullanarak ekleyen kişiler telefon numaranızı göremezler. LINE ID’nizi belirlemek için Diğer/Daha Fazlası > Ayarlar > Profil menüsünü kullanabilirsiniz.

Telefon numaranıza sahip kişilerin LINE arkadaşları listesine otomatik olarak eklenmek istemiyorsanız “Başkalarının Eklemesine İzin Ver” seçeneğini kapatabilirsiniz. Böylece sizi sadece LINE ID’nizi paylaştığınız kişiler ekleyebilir.

Tanımadığınız Kişilerin Sizi Rahatsız Etmesine Engel Olun

Anlık mesajlaşma uygulamaları kullananların korkulu rüyalarından birisi de yanlışlıkla alakasız bir mesajlaşma grubuna eklenmektir. LINE’da tanımadığınız kişilerin bulunduğu bir grup sohbetine davet edildiğinizde grupta bulunan kişiler telefon numaranızı göremiyor.

Tanımadığınız bir kişi size mesaj attığında LINE otomatik olarak  “Ekle”, “Engelle” ve “Şikâyet et” seçeneklerini sunuyor. Eğer size mesaj gönderen kişiyi tanımıyorsanız kolayca engelleyebiliyorsunuz.

Telefonunuz Yanınızda Olmasa Da Mesajlarınızı Koruyun

Yazışmalarınızı meraklı gözlerden korumak için LINE’a şifre koyabiliyorsunuz. Diğer/Daha fazlası > Ayarlar > Gizlilik ayarlarından “Şifre Kilidi”ni kullanarak LINE’ın her açılışta şifre sormasını sağlayabiliyorsunuz.

Ayrıca “Sohbet Odası Ayarları”ndan tüm sohbet geçmişinizi ve sohbetler içerisinde paylaştığınız tüm dosyaları tamamen silebiliyorsunuz.

Bir arkadaşınız LINE’dan size mesaj yazdığında bildirimin ekranda mesaj okunacak şekilde belirip belirmemesi ile ilgili ayarlarınızı da istediğiniz gibi düzenleyebiliyorsunuz. Bildirim ayarlarında yer alan “Önizleme göster” seçeneğini kapattığınızda, yeni bir mesaj geldiğinde ekranda gelen mesaj yerine “Bir mesajınız var!” yazısı görünüyor.

Paylaşımlarınızı Gizleyin

LINE’ı rakiplerinden ayıran bir diğer özelliği de ileti, fotoğraf, video, bağlantı gibi paylaşımların yapılabildiği, sosyal medya yapısına sahip Timeline ve Home özellikleri. LINE’daki Timeline ve Home hareketlerinizi yalnızca arkadaşlarınız görebiliyor. Ancak burada da iletilerinizin kimler tarafından görüntülenebileceğini belirleyebiliyorsunuz.

Timeline’ınızda paylaşmak istediğiniz iletinizi hazırlarken alt menünün en sağında bulunan “Kişiler” sembolüne tıklayarak iletinizin gizlilik ayarlarını yapabilirsiniz.

Nerede, Ne Zaman İsterseniz Güvenle Konuşun, Mesajlaşın!

LINE'ı tüm akıllı telefonlarda (iPhone, Android, Windows Phone, Blackberry, Nokia), tabletlerde ve hatta bilgisayarınızda bile kullanabilirsiniz.

Kullandığınız cihaza uygun LINE indirmek için: http://line.me/tr/download

Bir boomads advertorial içeriğidir.

6 Mart 2014 Perşembe

Okuduklarım #10: 24 Saat Açık Kitapçının Sırrı - Robin Sloan

Merhaba!

Geçen yazımda bahsettiğim o sıkkın uyuşuk halimden yavaş yavaş kurtuluyorum sanırım. Okuma hızımda hafif bir artış var. Bir de geçenlerde Twitter'da bahsetmiştim, "Kitaplarım bitmeden, yeni kitap almayacağım!" diye, ancak gene sözümü tutamadım. Online Sahaf sitesi NadirKitap'ta dolaşırken Nigar Sahaf'ın dükkanında bu Sevgi Soysal'ları görünce, kitaplığıma eklemek istedim. Hem de Bilgi Yayınevinden, ikisi ikinci basım, biri ise birinci basım. Bilgi Yayınevi'nin de YKY gibi yeri ayrıdır bende, o değişik ve el emeği kitap kapakları, sayfa düzenleri, değişik boyutu bambaşkadır. Sevgi Soysal'ın da yeri başkadır ayrıca bende, Füruzan'dan sonra en çok onu severim, tek bir kitrabını, "Yenişehir'de Bir Öğle Vakti"ni okumuş olsam da gene de çok severim. Bunda Ankara kaynaklı olmasının da büyücek bir katkısı var tabii. Ne diyordum, siparişimi verdim, ertesi gün ise elimdeydi. Buradan Nadir Kitap'a ve üye işyeri Nigar Sahaf'a çok teşekkür ederim. Kitaplarımın durumu oldukça iyi. Gönül ister vakit bulup sahaf sahaf dolaşayım ama, hayat şartları maalesef izin vermiyor ki :(



Okuma grubumuz Kitap Kardeşliği'ni artık duymayan kalmamıştır sanırım. Her ay oy çokluğu ile bir kitap seçiyor katılımcılarımız ve gelecek ayın ilk günü hep birlikte oylama ile seçtiğimiz kitabımızı okumaya başlıyoruz. Bu ayki kitabımız 24 Saat Açık Kitapçının Sırrı idi.



24 Saat Açık Kitapçının Sırrı, Robin Sloan
Trend Yayınevi, 296 sayfa

Geçen ay bir klasik okumuştuk, bu ayki kitabımız ise bir hayli ilginç bir türde idi. Fantastik ile macera karışımı bir tür diyebiliriz. Hafif bir Dan Brown tadı aldım doğrusu. Amerika'da patlayan ekonomik krizden nasibini almış karakterimiz, ümitsiz bir şekilde iş ararken Bay Penumbra'nın 24 Saat Açık Kitapçısında işe başlar. Kitapçının atmosferi de ismi kadar ilginçtir. Oldukça yüksek raflar ve çok eski kitaplar vardır, Clay Jannon'ın ise bu eski kitapları incelemesi yasaktır. Görevi yalnızca kitapçının üyelerine kitapları teslim etmektir. İlk başta yüksek raflara tırmanmak, sabaha kadar bazen tek müşteri gelmeyen kitapçıda beklemek zor gelse de zamanla alışır. Serüven ise bundan sonra başlamaktadır... Clay Jannon 24 Saat Açık Kitapçının bu sırrını çözebilecek midir?


Beklediğimden de ilginç bir kitaptı açıkçası. Ben okumaktan çok keyif aldım. Eğer siz de böyle ilginç türde kitapları okumaktan hoşlanıyorsanız kaçırmayın derim :)

Trend Yayınevi'ne ise bu güzel çeviri için ayrıca teşekkürlerimi iletirim!

Sevgiler!

4 Mart 2014 Salı

Okuduklarım #9: Bir Dinozorun Anıları - Mina Urgan

Merhaba herkese!

Bu sıralar nedense fazlaca içime kapanık günler yaşıyorum. Hatta boş günler... Hiçbir şey yapasım yok, bazen kitap okuyasım da gelmiyor. Yazı bile yazmıyorum. Not defterime dahi... Umarım gelip geçici bir durumdur. Bir an önce atlatmak istiyorum çünkü :( 


Bir Dinozorun Anıları, Mina Urgan
Yapı Kredi Yayınları, 360 sayfa

Geçenlerde kardeşimle Kızılay'a indiğimizde, geçenlerde dediğim rahat bir buçuk ay olmuştur, Begüm'ün sızlanmalarına rağmen "YKY Kitabevine uğramadan şurdan şuraya adımım atmam!" demiştim. Kardeşime bir türlü sevdiremedim kitabevi gezmelerini. Her ne kadar ben de gezip dolanıp kitaplarımı internetten alsam da, çünkü açık ara daha uyguna geliyorlar, YKY'deki %25 indirimi görünce dayanamadım ve Mina Urgan'ın bu kitabı ile Nezihe Meriç'ten Korsan Çıkmazı'nı alıverdim. Korsan Çıkmazı'na görümceme hastanede refakat ederken başlamıştım. Birkaç sayfa okudum, köşede boynu bükük bekliyor. Kısa zamanda devam etmem gerekli.

Bir de YKY'nı gerek baskısı, gerek çevirileri, gerekse sayfa ve kapak düzeni olarak ayrı bir yere koyarım hep. Bambaşkadır, çok severim, okudukça keyif alır mutlu olurum :)

Evde okunmayı bekleyen onca kitabın arasında bu kitaba hemen sıra gelmesi ded beni şaşırttı, bazen böyle kendi kendimi şaşırtıyorum işte. Hemencecik de okuyup bitirdim.

Mina Hanım'ın bu kitabı ile çoook uzun yıllar önce, ortaokul çağlarımda bir defa yolum kesişmişti. Bir arkadaşımdan ödünç almıştım, ama aradan on beş yıl geçince zihnimde hayal meyal birkaç cümleden başka bir şey kalmadı. O yüzden ilk defa okuyormuşum gibi okudum ama eski bir dostla yeniden karşılaşmanın da keyfini yaşadım.

Kitap dışarıdan Mina Urgan'ın otobiyografisi gibi görünse de aslında Türkiye tarihinin de bir kronolojisi gibi aslında. Özellikle Mina hanımın edebiyat ve sanat çevrelerinden tanıdıkları ile yaşadığı hatıraları yazması o isimleri daha bir yakından tanımamıza yol açıyor. Abidin Dino, Orhan Veli, Sait Faik ile hatıralarını paylaşmış.Yaşlılık ile ilgili oldukça orijinal düşüncelerini çok sevdim, hayata karşı düşüncelerini, yaşamaktan nasıl keyif aldığını. Annesi ile olan diyaloglarını. Evlatlarını... Darbe zamanlarındaki ülkenin durumunu izledim. Türkiye siyasal tarihine bir de Mina hanımın gözünden şahit oldum. Ki kendisi aynı zamanda bir profesör, üniversite yıllarını da oldukça iyi kaleme almış. Üniversiteler bir toplumun aynasıdır kanımca...

Kesinlikle okuyun derim, Kitapçı Kedisi'nden sizlere bir tavsiye daha! Otobiyografiler gerçekten aydınlatıcı oluyor özellikle iyi bir kalemden dökülmüşlerse!

Mina Urgan'ın "Bir Dinozorun Gezileri" kitabı ile yazarı okumaya devam edeceğim inşallah. Bir sonraki kitap siparişime eklesem iyi olur, her ne kadar kitap perhizine girsem de :)))

Kitaptan altı çizili satırlarla sizi başbaşa bırakıyorum :) Bir sonraki yazıda görüşmek üzere, sevgiler!!!

Bu cümleye kesinlikle katılıyorum!!!