22 Temmuz 2014 Salı

Okuduklarım #24: Demirciler Çarşısı Cinayeti "Akçasazın Ağaları 1" - Yaşar Kemal

Merhaba!

Hayatımda bir dönemin kapandığı günlerin ertesindeyim şu anda, iyi anlamda ulaşmaya çalıştığım bir hedefimi tamamladım çok şükür ve şu an kitap okuyamadığım zamanlarımın acısını çıkarıyorum diyebilirim. Ancak Ramazan ayından mütevellit biraz yorgun, biraz zorlu günler geçiriyorum son zamanlarda. Ama huzur veriyor Ramazan ayı bana... Umarım sizde de herşey yolundadır.

Yaklaşık 7 yıl aradan sonra yine Yaşar Kemal okudum. Bazı yazarlarınız vardır, tuhaf bir bağ vardır aranızda. Bir kere okursunuz, sizi zorlar, cümleleri çok ketumdur kendini ele vermez, zor çözersiniz ama okudukça da müptelası olursunuz. Yaşar Kemal de benim için öyledir. Sanırım 2002 yılında, ben daha lise çağlarımda iken Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana ile tanışmıştım. "Bir Ada Hikayesi" dörtlemesinin ilk üçünü okumuştum bir solukta... (Dördüncü kitabı "Çıplak Deniz, Çıplak Ada" çıktı ama, ilk üçünü çok evvelden okuduğum için, dördüncüyü okumadan evvel, ilk üçünü tekrar okumalıyım.) Sonra 2007 yazında "İnce Memed"i okumuştum. Hep derim, benim için rüya gibi bir yazdı. Hem gençliğin getirdiği bir tat (şimdi sanki çok yaşlıyım!!), hem kitabın lirik anlatımı, Yaşar Kemal'in o efsane anlatır gibi üslubu, hem de kitaba o denli dalmıştım ki hiç televizyon izlememiştim! Bu üçü bir araya gelince, bambaşka bir yaz geçirmiştim! 


Evet, yukarıda dediğim gibi Yaşar Kemal okumak zordur. Bu zorluktan yakınanlar başta, Yaşar Kemal'in yeri gelince sayfalar dolusu süren betimlemelerinden dem vururlar. Ki kilit nokta budur bence, Yaşar Kemal o denli betimlemese ben bu denli hayal kuramazdım, zihnimde o Çukurova'yı, o Memed'i, yahut da bu kitaptan örnek verirsem o Akçasaz'ı hayal edemezdim.

Kitaplığım dağınıklıktan ölecek nerdeyse. Herşey bir yana da, oradaki o sünger ne alaka onu çözemedim :)))

Demirciler Çarşısı Cinayeti, Akçasazın Ağaları 1; Yaşar Kemal
Yapı Kredi Yayınları, 572 sayfa

Bu kitaba başlamamda da, yine işyerinden sevdiğim bir büyüğümün etkisi olmuştur. Rahat bir vakitte okumak istediğim için de, bu zamana bıraktım.

Kitap, adından da anlaşılacağı üzere, Akçasaz'ın Ağaları'nı konu alıyor. Çukurova'nın iki önde gelen Türkmen beyi Derviş Bey ve Akyollu Mustafa Bey'in kan davası etrafında şekillenen bir kitap. Ama sadece bu işlenmiyor. Ağalar çökerken, yeni Çukurova kanunları oluşuyor. Oradan buradan türeyen sonradan görme zengin ağalar, gözlerini Akçasaz'a dikiyorlar. Ağalar kapışırken, Çukurun yerlileri de başka başka yaşam savaşlarına düşüyorlar...

Başta kitaba alışmam zor oldu. Bu kitapta baskın bir "ölüm" edebiyatı var. Öldürme üzerine sayfalar dolusu plan var. Bu yüzden beni zorladı, ama zorladıkça alıştım. Karakterler çok canlı idi, gözümün önünde belirdiler. Dediğim gibi, "Akçasaz" olgusu kafamda oluştu. Konuşmalar, kıyafetler, mimikler... Hepsi hepsi beynimde...

Kısaca ben bu kitaptan oldukça etkilendim, okumak isteyenlere muhakkak ama muhakkak tavsiyemdir. Bence, zaten edebiyat seviyorum diyen bir kişinin bir tane de olsa Yaşar Kemal okuması gerekir.

Ben şimdi serinin ikinci kitabı "Yusufçuk Yusuf"a başlayacağım.

Sevgiler!


Ne anlamlı bir cümle değil mi?

14 Temmuz 2014 Pazartesi

Okuduklarım #23: Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde - Mahir Ünsal Eriş

Herkese merhaba!

Bu sefer sahiden de uzun bir ara verdim. Kitap bile okuyamadım ama doğru düzgün.
Yapılacak işler, ilgilenmem gereken kişiler ve bitirilmesi lazım gelen projeler vardı. Merak ettirdi isem affola.
İşlerimi hale yola koyunca ise verdim kendimi kitaplarıma ve bu kitabı iki günde bitirdim!

Onun öncesinde, bu kitabı okumaya başlamadan evvel instagram'da paylaştığım yazıyı buraya eklemek isterim;

"Hiçbir vakit olduğumdan farklı göstermedim kendimi. Ne isem o olmaya dikkat ettim. Sade, abartısız, mütevazı.. Mavi brandalı balkonum, mandalları koyduğum yoğurt kovası, on liraya aldığım şalvar. Herhangi bir ev kadınından farklı değilim. Akşam iftarda misafirlerim vardı ve mutfağı ancak hale yola koydum. Evim hiçbir vakit süper toplu bir şekilde duramaz. Mükemmel olmak benim işim değil. Allah sağlık ve huzur nasip etsin, gerisi bir şekilde hallolur... "Yüzde ısrar etme, doksan da olur/ Insan dediğinde noksan da olur... / Sakın büyuklenme, elde neler var/ Bir ben varım deme, yoksan da olur..." Hz. Mevlana'nın bu dörtlüğünü çok severim. Demem o ki, hiçbir şeye olduğundan fazla takılmamak lazım. Bir süredir fazla paylaşım yapamadım. Instagram'da bensiz ne eksildi, hiçbir şey.. yine de kendimi size karşı sorumlu hissediyorum. Hiç ummadığımız bir kitap bile bizim hayatımızı değiştirebilir... Konu nereden nereye geldi. Sizi sıktıysam affola. Demek ki kalbimden bunlar geçmiş...Uzun süredir okuyamıyordum. Artık kitaplarıma geri dönüyorum. Satırlarda görüşürüz arkadaşlar..."



Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde, Mahir Ünsal Eriş
İletişim Yayınları, 152 sayfa

Yazarın 14 öyküsünden oluşan bu kitap, benim Mahir Ünsal Eriş ile ilk karşılaşmam oldu aynı zamanda. Ve ilk öyküyü okur okumaz da "İyi ki rastlaşmışız" dedim kendi kendime. Duygunun, her türlü duygunun "buruk" cinsini hissediyorsunuz kitapta. Öyle ki, delicesine mutluysa bile öyküdeki karakter, nedense hep bir kanadı kırık, hep bir hüzün var sebepsiz... Mutsuzsa eğer, dibine kadar mutsuz; öfkeliyse hıncını tüm dünyadan almak istiyor. Çocukluğun penceresinden anlattığı öykülerin tadı ise bambaşka... Öyle şaştım ki okurken, "bu adam benim çocukken hissettiğim şeyleri nasıl hissedebilmiş? Bunlar yalnızca bana özgü sanıyordum!" demekten alamadım kendimi.
Bir bakıyorsunuz Erdek'tesiniz, sonraki öyküde ise Ankara'da buluyorsunuz kendinizi... Ben en çok Ankara'lı olan öyküleri sevdim nedense, kendim de Ankara'lı oluşumdan mıdır bilinmez :) Ve şu an diğer öykü kitabı "Olduğu Kadar Güzeldik"i bir an önce alıp okumak için can atıyorum tabiri caizse :) Muhakkak okuyun, tavsiyemdir!

Sevgiler!