25 Ekim 2016 Salı

Eve Dönüş ve "Sacide"

Merhaba!

Uzun zaman olmuş bloguma uğramayalı. Tıpkı seneler sonra evine geri dönmek gibi bir his var içimde. Perdeleri, camları açmalı; içeri taze hava dolmalı. Eve canlılık katmalı, "yuva" olmalı, ısınmalı. Sona bir kahve pişirip, anlatmalı; neler yaptım, neler ettim?

En son yazımı yayınlayalı iki seneden fazla olmuş. O zamandan bugüne çok şey değişti. En esaslı değişim, hayatıma Çağan'ın girmesiyle başladı. Annelik; ne muhteşem bir duygu! Aynı zamanda da fazla bir şey değişmedi sanki; hala aynı kitap-kalem-defter-yazma düşkünü ben..

Bir de insan tembelliğe kolay alışıyor. Rutininden bir kez sapınca, kendini kaytarmanın davetkar kollarında buluveriyorsun. Instagram tam yeni dünyaya göre; daha hızlı, daha interaktif, daha popüler. Blog ise daha kadim, daha kalıcı, sadık. Geçenlerde sevgili Neslihan'ı gördüm blog yazarken. Nasıl özendim, nasıl içim kabardı; o an karar verdim bloguma dönmeye. Madem yazmayı seviyorum, al sana mis gibi çöplük, kendi kendine öt dur :)

Neyse, fazla uzatmayayım. 


Dün akşam, kendi adıma Devlet Tiyatroları sezon açılışımı yaptım. Nihayet! Çünkü geçen yıl taze bir anne olarak pek fazla kültürel etkinliklere katılamıyordum ama bu yıl bu açığı kapatmaya kararlıyım! Ekibim de hazır; eşim, kardeşim ve ben :)

Biletleri geçen hafta salı günü almıştım, bir haftayı zor geçirdim. Eee, hasret var sahneye malum. Altındağ Tiyatrosu'ndaydı oyunumuz, adı Sacide. Daha biletleri alırken beğeneceğime kesinlikle emin olduğum bir oyundu. Bazen bana böyle hisler gelir; bir kitabı alırken de o kitabı seveceğimi önceden hissederim. O yüzden pek az kitap beni hayal kırıklığına uğratır. Bu belki de kendimi ve beklentilerimi iyi tanımamdan kaynaklanıyordur. Bilemiyorum.


2 perdelik bir oyundu. Tanıtımından kopyalıyorum;

Sacide; 40’lı yaşlarda, abisinin evinin bir odasında yaşayan bekar bir terzidir. “Evde kalmış” yaftası yapıştırılan Sacide; evlenirse, bir yuvası olursa çok mutlu olacağına inanmıştır. Abisinin baskısından bunalan Sacide, gazete ilanıyla eş arar.

Mutlu günler gelecek mi Sacide için? Hayalleri gerçekleşecek mi? Hayatı değişecek mi?

Oyun; erkek egemen toplumu, kadına yöneltilen baskı ve şiddeti, küçümsenen kadın bireyleri, sandıkta bekleyen çeyizleri, gizli gizli binbir umutla dikilen gelinlikleri ve ertelenen hayalleri öyle gerçekçi, yalın ve aynı zamanda öyle duygusal bir şekilde ele almış ki; o iki perde nasıl geçti anlamıyorsunuz. Bir yerde inanılmaz sinirlenirken, başka bir sahnede makaraları koyuveriyorsunuz! Tabii ki bunda, oyuncuların performanslarının katkısı da yadsınamaz; çünkü tiyatroda en temel öge oyuncular. Hepsi harika bir oyun sergiledi! Ben en çok Sacide'yi ve Gülen Hanım'ı beğendim, ama İhsan Yenge de çok iyiydi; yok yok hepsi, hepsi mükemmeldi! Eğer Ankara'da yaşıyorsanız, bu sezon Sacide'yi sakın ama sakın kaçırmayı derim!

Yazmayı çok özlemişim; en yakın zamanda görüşmek üzere!

1 yorum:

  1. Canım evine hoşgeldin:)

    Ne iyi ettin de geldin, sakın arayı açayım deme.
    Sacide sıcak bir oyuna benziyor. İstanbul'a gelirse, kaçırmam giderim.
    Musmutlu bir gün dilerim sana:)

    YanıtlaSil