16 Aralık 2016 Cuma

Okuduklarım #54: Kırlangıç Dönümü, Sinan Sülün

Herkese merhaba!

Yavaş yavaş 2016 yılının sonuna doğru gelirken, herkes kitap dökümünü yapmaya başladı. Ben önceleri okuğum kitapları Vikitap'ta toparlıyordum. Fakat Vikitap güncelliğini benim için fazla koruyamamıştı, bırakmıştım. Goodreads'e ise her zaman biraz mesafeli durmuştum. Ama yılın sonlarına doğru hem Goodreads'e hızlı bir giriş yaptım, hem de özlediğim bloguma geri döndüm. Gelecek sene bu iki mecrada daha derli toplu bir arşiv ve yorumlama faaliyetini sürdürmek istiyorum inşallah.

Bu yıl ise Çağan'lı hayatın getirisi olabileceğini düşündüğüm okuyamama durumunun aksine 54. kitabımı bitirmiş bulunuyorum. Tüm dökümü bu yıl bitmeden bloga koyarım inşallah :)

Lafı fazla uzatmadan, Kırlangıç Dönümü'nü yorumlayayım.


Kırlangıç Dönümü, Sinan Sülün
İletişim Yayınları, İstanbul 2015
257 sayfa

Sinan Sülün'e çoook sevilen öykü kitabı olan Karahindiba ile başlamam gerekirdi biliyorum fakat ben ilk romanı Kırlangıç Dönümü ile tanıdım yazarı. Öykü türünde çıtayı oldukça yüksek tutan Sülün'ü, bu türde tanımış olsam belki daha sağlam bir yorum yapabilirdim.

Kırlangıç Dönümü, haksız yere on yıl hapiste tutulan Ali'nin hikayesi. Çocuk ruhu taşıyan bir yetişkin Ali, bizimle aynı dünyayı paylaşmıyor. Onun dünyası bambaşka. Çıkarın, riyanın, yalanın yer almadığı farklı bir alem. Ve Ali Verda'yı görüyor. Görür görmez ona aşık oluyor. Koşmaya başlıyor ipinden boşanmış atlar gibi.. Bir elmada iki diş izi olmak istiyor onunla..


Naif bir hikaye, şiir gibi bir dille yazılınca ortaya okuması haz veren bir roman çıkıyor. Evet, sevmesine severek okudum ama beni tatmin etmeyen yerler de oldu. Öyle çok övgü duydum ki yazar hakkında, mesela ben daha zengin bir dil bekliyordum. Ama roman kendisini okutsa da fazla zengin bir dile sahip olduğunu söyleyemeyeceğim. Anlatımını sevdiğim, aşka dair, hayata dair okumayı sevenlere önereceğim bir kitap. Bu kadar.

Ben bir de Karahindiba'yı okuyacağım. Bakalım orada yazar neler döktürmüş?

Herkese sevgiler!

8 Aralık 2016 Perşembe

Okuduklarım #53: Ölmeye Yatmak - Dar Zamanlar I, Adalet Ağaoğlu

Merhaba!

Yaklaşan yeni yıl ile birlikte her yıl yeni mutluluklar, ümitler gelirdi bana. Bu sene nedense pek o modda değilim. Hatta biraz karamsarım bile denilebilir. Bunda alınmayan saatlerin etkisi var mı bilemiyorum. Bana beni biraz ateşleyecek, mutluluk kibriti çaktıracak bir şeyler gerekli. bir bulabilsem... 

Neyse, sizi şahsi dertlerimle fazlaca sıkmadan kitabımı yorumlamaya girişeyim. 


Bu şubatta (Şubattı sanıyorum, yanılabilirim ay konusunda; ama bu yıl olduğundan eminim.) Adalet Ağaoğlu'nun güncelerinin ilk cildi Damla Damla Günler-1'i okumuştum. O günlerin kaydını tutarken, bir yandan da Ölmeye Yatmak romanının yazım sancılarını aktarıyordu sayfalara. Kah yazıyor, kah durgunluktan şikayet ediyor; kimi günler ise hiç yazamadığından, ilerleyebilecek bir yol bulamadığından bahsediyordu. Mart ayı kitap siparişimde tabii ki Ölmeye Yatmak'ı da istedim. Sonuç, ancak aralık ayında okuyabildim.

Okumaya başladığım anda ise inanılmaz bir hayıflanma duydum içimde; "Ben neden daha evvelden okumadım bu kitabı?" Çünkü inanılmaz bir şekilde içine çekti beni. 


Ölmeye Yatmak (Dar Zamanlar-I), Adalet Ağaoğlu
Everest Yayınları, 400 sayfa

Öğretim üyesi modern Türk kadını Aysel'in iç hesaplaşmasıydı satırlarda var olan. Bir otel odasında ölmeye yatarken dünyada bıraktıklarını sorguluyordu. Küçük bir ilçede küçük ve tutucu bir esnafın baskı altındaki kızıyken, hangi savaşımlarla bu noktaya geldiği. Aslında sorgulanan Cumhuriyet'in ilk yıllarında ne denli "imtiyazsız, sınıfsız kaynaşmış bir kitle" olmaya çalıştığımız ve ne kadar olabildiğimizdir. İkinci Dünya Savaşı; bozulan dengeler, karneyle verilen ekmek, ama isteyenlerin böreklik un bulabildikleri bir çevre. İdealist Dündar Öğretmen ve öğrencileri Ali, Aysel, Aydın, Namık ve diğerleri.

Sevgili Leylak Dalı'nın da tavsiyesiyle en kısa zamanda ikinci kitap "Bir Düğün Gecesi" ile devam edeceğimdir inşallah.

Herkese çok sevgiler!

YOLO Dünyası için Geri Sayım Başladı!

haydar-colakoglu-yolo-uygulama

Ulaşımda En Pratik Yol O!  sloganı ile yola çıkan ve Uber’in karşılaştığı en güçlü rakip olan girişim YOLO için geri sayım başladı. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de yoğun ilgi gören şehir içi, konfor ve kaliteyi birleştiren yolculuklar sağlayan platformlara bir yenisi daha ekleniyor. Kısa süre içinde hayatımızda farklı bir yer edinmeyi hedefleyen girişimin adı YOLO.

YOLO, şehir içinde lüks segment araçlar ile şehir içi VIP taşımacılık hizmeti veren ve sektöre çok iddialı girerek diğer rakiplerine nazaran çok farklı iş modeli ve kazanç vaat eden bir mobil uygulama. Dünyada Uber modeli olarak bilinen mobil uygulamanın Türkiye versiyonu olarak planlanmış olan YOLO, uzun süren Ar-Ge çalışmaları sonucunda ortaya çıkmış.

YOLO’yu dünyadaki benzerlerinden farklı kılan en önemli özellik TR’de hukuksal altyapısının sağlamlığı ve farklı kazanç modelleri. YOLO, hem kullanıcılara, hem de iş ortaklarına sağladığı yeni nesil bir iş modeli ile kısa sürede yola çıkıyor.

haydar-colakoglu

YOLO, TEB Holding ve Çolakoğlu Grup Yönetim Kurulu Üyesi Haydar ÇOLAKOĞLU başkanlığındaki güçlü yatırımcı ve yönetim kadrosu ile de dikkat çekiyor. Yönetim kademesindeki 12 kişilik tecrübeli ekibin, 1 yıl süren çalışmaları sonucu ortaya çıkardıkları YOLO, şehir hayatına yeni bir soluk getirmeyi planlıyor. 

haydar-colakoglu-teb-genel-mudur

haydar-colakoglu-teb

Ulaşımdaki zorlukları keyif ve konfor ile çok uygun koşullarda sunmayı hedefleyen ekip adına konuşan YOLO Yönetim Kurulu Başkanı Haydar ÇOLAKOĞLU şunları söyledi;

“Günümüzde temel ihtiyaçlarımızdan biri olan şehir içi konforlu seyahatin hızlı, güvenli ve ucuz olarak sağlanabilmesi başlangıç noktamızdı. Bununla birlikte, kayıt dışı kalan birçok seyahatin kayıt altına alınarak vergilendirilmesi, sektörde hukuksal altyapının sağlamlaştırılması yeni düzende yeni normallere alışan bizler için çok önemli. İşlerimize teknolojiyi en verimli şekilde entegre etmek hem kullanıcılarımıza hem de iş ortaklarımıza yüksek kazanç sağlayacaktır.

YOLO yüzde yüz yerli yapım bir uygulamadır. Amaçlarımızdan biriside bu iş modelini hızlı bir şekilde ülke dışında da kullanılan bir marka yapmaktır. YOLO’nun temel felsefesi bundan ibarettir. 

Kendi kurucularımızın sağladıkları desteklerin yanında, henüz başlangıç aşamasında iken Los Angeles merkezli bir yatırım şirketinden 16 milyon dolar değerleme ile bir kısım yatırım aldık. Kendileri ile yaptığımız çalışmalar sonucunda da “you only live once” baş harflerinden oluşan YOLO isminde karar kıldık. Bunun yanısıra Los Angeles, San Francisco, Londra ve Zürih merkezli yatırımcı grupları ile de görüşmelerimiz devam etmekte. Bu güç birliği platformu ile hem UBER gibi bir dünya devine rakip olacak, hem de Türkiye’den bir dünya markası çıkartabilmek için çalışacağız.

haydar-colakoglu-yolo-turkiye

Başlangıç gününde 300’ün üzerinde araç ile hizmet verecek olan YOLO ile kullanıcılar, tek tuş ile araç çağırabilecek, ulaşım ücretlerini kredi kartları ile ödeyebilecekler. Araçta unuttukları herhangi bir eşyanın güvende olduğunu bilecekler. Yıl sonu hedefimizde 1000’i aşkın araçla hizmet vermek var.

Bu uygulamaların yanısıra yolcularımızı çok özel kampanyalardan da faydalandıracağız. Farklılıklarımız, ilk günden bu ayrıcalıklar ile görülecek. Kasim ayında acilacak beta surumu ile İstanbul`un bazi seckin mekanlarinda yapilacak test surusleri ile hizmete baslayacak olan uygulama üzerinden özellikle tanıtım günlerimizde kayıt yaptıran yolcularımıza 15 Aralık - 4 Ocak tarihleri arasında ücretsiz ulaşım hakları, çeşitli promosyonlar sağlayacağız. Açılışa özel bu kampanya gibi birçok büyük kurumdan da kampanya desteği alan YOLO ile yolculuklarınızın standartları değişecek. YOLO’yu hepinize tavsiye ediyorum. YOLO dünyasına hoş geldiniz.”

GooglePlay ve AppStore dan indireceğiniz uygulama sayesinde YOLO dünyasında siz de yerinizi alın. Detaylı bilgi ve iletişim için www.yolo.com.tr adresinden YOLO’ ya ulaşabilir @yolo_turkiye Instagram adresinden de takip edebilirsiniz.

 

Bir boomads advertorial içeriğidir.